15733,34%-0,11
43,97% 0,04
51,12% 0,02
7309,74% 1,48
11873,50% 0,21
MHA - Bel fıtığı, günümüzde masa başı çalışma alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve yanlış yük kaldırma gibi nedenlerle her yaş grubunda sık görülen bir sağlık sorunu haline geldi. Ancak birçok hasta için asıl zor olan, ameliyat kararından çok hangi yöntemin kendisi için en doğru seçenek olduğuna karar vermek. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Selçuk Göçmen, bel fıtığında tedavi planının mutlaka kişiye özel belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Selçuk Göçmen, tıbbın hızla geliştiği günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik (tam kapalı) yöntemlerin, ameliyat sonrası “sakat kalma” ya da “uzun süre yatalak olma” korkularını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını belirtti. Cerrahinin temel hedefinin, hastanın dokularına en az zararı vererek en kısa sürede ayağa kalkmasını sağlamak olduğunu ifade eden Göçmen, her iki yöntemin de başarısını kanıtladığını ancak seçimin fıtığın yapısına göre değiştiğini söyledi.
Mikrocerrahinin, beyin ve omurga ameliyatlarında uzun yıllardır “altın standart” olarak kabul edildiğini dile getiren Göçmen, bu yöntemde yaklaşık 3-5 santimetrelik küçük bir kesiyle, gelişmiş mikroskoplar altında operasyon yapıldığını kaydetti. Yüksek çözünürlüklü ve üç boyutlu görüntüleme sayesinde sinir köklerinin net biçimde görülebildiğini belirten Göçmen, özellikle kemik kanal daralması, kireçlenmiş fıtık veya bel kayması olan hastalarda mikrocerrahinin daha güvenli sonuç verdiğini aktardı.
Öte yandan fıtığın patlamış olduğu ve tek seviyeli, taze vakalarda ise endoskopik yöntemin öne çıktığını ifade eden Göçmen, bu teknikte kalem kalınlığında bir tüp ve ucundaki kamera ile bir santimetreden küçük bir girişten işlem yapıldığını söyledi. Bel kaslarının kesilmeden korunmasının ameliyat sonrası ağrıyı minimuma indirdiğini belirten Göçmen, hastaların birkaç saat içinde yürüyebildiğini ve çoğu zaman aynı gün taburcu olabildiğini dile getirdi. Dikiş gerektirmemesi ve estetik açıdan iz bırakmaması da yöntemin avantajları arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Göçmen, “Genç ve aktif hastalarda, doku hasarının en az seviyede tutulmasının istendiği durumlarda kapalı yöntem ön plana çıkar. Ancak ileri derecede kireçlenme, ciddi kanal daralması ya da daha önce ameliyat geçirilmiş vakalarda mikrocerrahi daha güvenli olabilir. Nihai karar; fıtığın yeri, büyüklüğü, omurga yapısı ve hastanın genel sağlık durumu değerlendirilerek verilmelidir” dedi.
Uzmanlar, bel fıtığında erken tanı ve doğru tedavi planlamasının, hastaların sosyal ve iş yaşamına hızlı dönüşünde belirleyici rol oynadığını hatırlatıyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.