MHA - Torosların denize dik indiği bu uç noktada, Akdeniz'in lacivert sularına hükmeden Anamuryum, 2500 yıl evvel limanına yanaşan gemilerin çığlıkları ve surlarında yankılanan kılıç sesleriyle hayatın en saf halini yaşıyordu.

Güneş, kentin devasa surlarını selamlayarak yükseldiğinde, liman bölgesinde hummalı bir mesai başlardı. Fenike'den gelen kokulu yağlar, Mısır'ın ince dokumaları ve Kıbrıs'ın bakırı, Anamuryum'un rıhtımlarında hayat bulurdu. Tüccarların gür sesli pazarlıkları, taze zeytinyağı ve şarap amforalarının birbirine çarpan tınısıyla karışırdı. Halk, mozaiklerle bezeli caddelerde yürürken sadece ticaret yapmaz; felsefeden, sanattan ve uzak diyarlardan gelen haberlerden bahsederdi. Hamamlardan yükselen buharlar, kentin refahını simgelerken, sosyal yaşamın zenginliği her bir mermer sütunda kendini gösterirdi.
Kentin kuzey kapısından yükselen toz bulutu, sefere hazırlanan askerlerin habercisiydi. Terden parlayan atlarının üzerinde, zırhları güneş altında parıldayan süvariler, uçsuz bucaksız Anadolu topraklarına doğru yola çıkardı. Atların kişnemeleri, kayalık yamaçlarda yankılanır; askerlerin disiplini kente güven verirdi. Her sefer, yeni bir zafer umudu ve kentin sınırlarını koruma azmiyle başlardı.
Günün yorgunluğu akşam çökerken Odeon'un devasa taş basamaklarında atılırdı. Bugün özel bir gündü. Arena, kılıç ve kalkan sesleriyle inliyordu. Savaşçıların birbirine vurduğu çeliklerin kıvılcımları, izleyicilerin coşkulu tezahüratlarına karışırdı. Hemen ardından, demir parmaklıkların arkasından kükreyerek çıkan görkemli aslanlar, kentin vahşi doğayla olan imtihanını simgelerdi. Gösteri sanatının ve gücün bu eşsiz birleşimi, izleyenlerin nefesini keserdi.
Gösterilerin en can alıcı anında, kentin hayranlık duyduğu Prenses, ipek elbiseleri ve altından tahtırevanı içinde halkın arasından geçerdi. Onun zarafeti, kentin sert taş mimarisine yumuşak bir dokunuş katar; geçtiği her yere huzur ve asalet yayardı. Prensesin gezintisi, Anamuryum'un sadece bir askeri güç veya ticaret merkezi değil, aynı zamanda bir zarafet ve kültür yuvası olduğunun en canlı kanıtıydı.