YANLIŞ BİLİNEN ATASÖZLERİ ve DOĞRULARI
Tarih: 14.10.2017 00:37:22 / 940okunma / yorum
İsmet Kadıoğlu

Günlük hayatımızın konuşma dilinde, anlatmak istediğimiz konuları daha iyi anlatmak ve anlamı güçlendirmek için, birçok atasözü ve deyim kullanırız. Kullandığımız bu sözleri ve deyimleri yanlış kullanıyor olabilir miyiz? Siz atasözleri ve deyimleri, konuşurken hatta yazarken yanlış kullanıyor musunuz acaba? İşte bu bazı sözlerin aslı nedir ve biz nasıl kullanıyoruz? Değişik bulduğum bu konuda bildiklerim ve derlediklerimle, yanlışları düzeltme adına, sizlerle paylaşmak istedim.

“Güzel Bakmak Sevaptır”
“Güzele bakmak sevaptır” deriz değil mi? Bu söz bu şekliyle yanlış kullanılıyor. Doğrusu; “Güzel bakmak sevaptır” olacak. “Güzel bakmak sevaptır” deyiminin gerçek olmayan bu ifade şekli, gerçek anlamdan uzak ve her ortamda kullanılamayacak ifade. “Güzel bakmak sevaptır”; tabi güzel bakmak mantıklı olan, sevabından da bahsedilir. İnsana, mahremiyeti olan birine bakmada, sevap hanesinden bahsetmek olmaz. Yani sevap hanesine yazılamaz. Güzel bakmanın sevap hanesine yazılabileceği doğrusu.

 “Sus Küçüğün Söz Büyüğün” 
“Su küçüğün, söz büyüğün” ya da “Sus küçüğün, söz büyüğün.”
Bu sözde,  “Su küçüğün söz büyüğün” değil; doğrusu “Sus küçüğün söz büyüğün” diyemiyoruz. Zira bu sözün, her iki anlamda değişik zamanlarda kullanılmış olduğunu görüyoruz. Farklı kaynaklar her ikisini de ele alıp, her iki ifadeyi de doğrulamaktadır.

“Su küçüğün, söz büyüğün” de; suyun önce küçüklere ikram edilmesi ifade ediliyor. Küçüklerin susuzluğa daha az dayanaksız olduğunu düşündüğümüzden atasözü düşünülmeden bu şekliyle kabul görmüş olabilir. Bu sözü Oğuz Türkçesi´nde “Söz ulunun su kiçinin” (Kiçi: Küçük)şeklinde kaydedilmiştir. Ahmed Vefik Paşa´nın Müntehabat-ı Durup-ı Emsal eserinde ise, “Su küçüğün, söz büyüğün (Söz büyüğün sus küçüğün)” şeklinde geçmektedir.

Mehmet Akif Ersoy´un Safahat eserindeki “Dirvas” şiirinde bu atasözü şu şekildedir: 
Der: Sus a çocuk, büyük dururken,
Söz sadır olur mu hiç küçükken?
Mehmet Akif, büyükler dururken küçüklere söz düşmez anlamında kullanmış. Özellikle öncelikli konuşmak büyüklere, susmak küçüklere aittir denmiş sanırım.

Cumhuriyet dönemi atasözleri ve deyimler sözlüklerinde bu atasözü; “Su küçüğün, söz ulunun”, “Su küçüğün, sofra büyüğün”, “Küçüğe su, büyüğe yol” gibi değişik şekilde kullanıldığını görüyoruz.
Genel anlamda; susmak, hizmet, su vermek, çok kişinin bulunduğu bir yerde önce su içmek, küçüklere ait. Sofra kurmak, yemeğe önce başlamak, konuşmaya önce başlamak büyüklere ait.

Bu atasözünden şunu anlıyoruz: Her şeyin bir sırası vardır; bu sıralama da yaşlarına, kültürlerine vb. özelliklerine göre yer alırlar.

Bu atasözünde ‘su´ ile ‘sus´ aynı anlama gelmemekle beraber anlam farklılığından dolayı söz hem, “Su küçüğün, sofra/ söz büyüğün” olarak, hem de, “Sus küçüğün, sofra/söz büyüğün” şeklinde kullanıldığını görüyoruz.

“Kısa Kes Aydın Abası Olsun”
“Kısa kes Aydın havası olsun” değil, doğrusu; “Kısa kes Aydın abası olsun.”
“Kısa kes”den maksat, az ve öz konuş uyarısıdır. Zira çok dinlemek için iki kulağa, az konuşmak için de tek dile sahibiz denebilir. Fazla ve gereksiz tekrarlı konuşmalar yaparak karşımızdaki kişiyi rahatsız etmemek gerekir.  
Lafı uzatma, kısasını söyle demek istediğimizde “kısa kes Aydın havası olsun” deriz. Acaba neden böyle deriz, bir bakalım. Bunun için de ‘aba´  kelimesi üzerine bir duralım.

Abanın sözlüklerde kalın, kaba, kışlık kumaş türü… veya benzeri bir tanımı olduğunu görürüz. Aslında ‘aba´, genellikle deve tüyü veya dövme yünden elde edilen ilkel, dikişsiz, kalın kumaştır. İplik kullanımı yaşantımıza girene kadar giysilerimize aba kumaşı hakimdi. ‘Aba´ genelde giysi türlerine verilen ad olarak da değerlendirilebilir. Yani, ceket, palto, pantolon, gömlek… gibi giysilerin adının ‘aba´ olduğu görülür. Ayrıca bu kumaştan yapılmış Ege bölgesinin efelerinin giydiği, yakasız ve uzun üstlüğe de aynı ad verilir. Yani ‘aba´ kumaş ismi ama, bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlüğe de ‘aba´ adı verilir.

‘Aba´ kelimesi, değişik tür ve anlamlardaki deyimlerin doğmasına da sebep olmuştur. “Abayı yakmak”; sevdalanmak anlamında olmalıdır. Delikanlının paltosunu (abasını) sevdiği kızın evine yakın veya göreceği bir yerde, yarı yanık bırakmasına dayanır “abayı yakmak”.

“Aba altından sopa göstermek”; çobanın eğitimli köpekleri ve eğitim için bir de yavrusu(enik) vardır. Çoban yemek yerken eğitimli köpekler, çoban karnını doyurmadan sıra kendilerine gelmeyeceğini bilir. Ama yavrusu(enik) bilmez ve çobanla birlikte sofraya oturmaya kalkar. Çoban da elindeki sopasını abasının altından bir iki kere gösterir. Enik bunu da anlamazsa sopayı yiyecektir.

“Vurun abalıya”; iplik ve dikiş makinesi günlük hayatımıza girmeye başlamasıyla ‘aba´ fakir fukaranın, köylünün giysisi olmuştur. Artık ‘aba´ giyen yoksul kişidir. Zengin suç işleyecek değil ya, suç yıkılır abalının üstüne.

Ölen birinin arkasından “abayı büründü de gitti” ağıtı yakıldığını da görüyoruz. Buradan da anlaşıyor ki, ‘aba´ kefen bezi yerine de kullanılıyormuş.

Aydın efesi ve zeybek giysilerinden şalvar diz kapaklarına gelir ama diz kapaklarını örtmez. Onun için özellikle Aydın ve çevresinde “Kısa kes Aydın abası olsun” deyişi vardır. “Aydın abası” mı, “Aydın havası” mı?

Kısa kesilerek dikilen bu ‘aba´ giysisinin birçok sebebi ve görevi vardır; dağda bayırda, zaptiyeden daha hızlı olmak, ayrıca çalıya çaltıya takılmamak gerekir onun için kısa şalvar şarttır. Diğer efe zeybek giysilerinde aynı durum vardır.

“Aydın Abası Olsun”un Hikayesi
Eskiden Balıkesir´de  çok güzel ‘aba´lar dokurlarmış. Hem dokunan kumaşın ismi ‘aba´, hem de bu ‘aba´dan dikilen ve şalvarın üstüne giyilen ceketin adı ‘aba´ imiş. ‘Aba´yı genellikle, fakir ve orta halli halk giyermiş. Daha varlıklı olanlar ise çuha giyerlermiş.

Balıkesir´e yolu düşen bir adam, ‘aba´ kumaşından bir elbiselik almış, memleketine götürmüş. Terzi, adamın ölçüsünü aldıktan sonra; bu ‘aba´ hem üstlük hem de şalvar dikmeye yetmez, deyince müşteri terziye bağırmış. Yahu nasıl yetmez nasıl çıkmaz? Etekleri “kısa kes aydın abası olsun”, demiş. Bu söz dilden dile dolaşır olmuş.

“Az söyle, sakın uzatma sözü,
Kısa kes de Aydın abası olsun. 
Sözle anlaşılır insanın özü,
‘Kısa kes Aydın abası olsun´.”

Daha sonra bu söz “Aydın havası”na dönüşmüştür. Bu deyim, sözünü ya da yaptığı işini gereğinden fazla uzatanları ikaz etmek için kullanılır. Ve anlattıklarımıza göre bu sözün yanlış kullanım şekli “Kısa kes Aydın havası olsun” iken doğrusu “Kısa kes Aydın abası olsun”dur. 
Hoş kalın. Ekim 2017, Anamur. İsmet Kadıoğlu

Yazarın Diğer Yazıları
ÖLÇÜ ve ÖLÇÜLÜ OLMAK (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İSTEMEK BİZDEN ve ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
HAYAT KISA, ÇALI OL AMA EN İYİSİ OL (13 Kasım 2018 - Salı)
KAPI ÇALAR ve KAPI ÇALMAZ (06 Ekim 2018 - Cumartesi)
EKONOMİK SAVAŞ-2 (14 Eylül 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ-1 (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR ve BİLSEM (17 Ağustos 2018 - Cuma)
İP ve CHP (07 Ağustos 2018 - Salı)
YAĞMUR DAMLASI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
MUTLU OLMAK İÇİN JAPONYA´YA MI GİDELİM? (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
"YIKIM İTTİFAKI"NA OY VERMEM (19 Haziran 2018 - Salı)
İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50. YIL (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DOĞAL GAZ (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SİYASET ve 24 HAZİRAN SEÇİMİ (04 Mayıs 2018 - Cuma)
KLİMA ve MUZ SERASINDA DOĞALGAZ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-2 (15 Nisan 2018 - Pazar)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-1 (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
ISINMAK ve BİR ŞİİR (23 Mart 2018 - Cuma)
İLAN EDİLMEMİŞ PAYLAŞIM SAVAŞI (01 Mart 2018 - Perşembe)
KIZILELMA ÜLKÜSÜ (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE ÜSLUP (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) (26 Ocak 2018 - Cuma)
ORTADOĞU-4 (İsrail nasıl kuruldu ve bugünü) (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
ORTADOĞU-3 (İdlib) (15 Aralık 2017 - Cuma)
ORTADOĞU-2 (Misak-ı Milli) (05 Aralık 2017 - Salı)
DOST DEDİĞİN KİMDİR? ((Temel´e mektup-3) (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DEĞİŞİM VAR MI? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
YORGUNLUĞUN ÇÖZÜMÜ NEDİR? (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET İNSAN HARCAMA SANATIDIR" (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
"METAL YORGUNLUĞU" (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET BARONLARI AK PARTİ´DE OLAMAZ" (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
KÖÇEK DEĞİL GÖÇEK veya GÖÇEN (15 Ağustos 2017 - Salı)
BABA--EVLAT ve DEDE (04 Ağustos 2017 - Cuma)
15 TEMMUZ 2016 DESTANI (21 Temmuz 2017 - Cuma)
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI YANDI KÜKÜR--6 (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
EKİZ GOCA ve FADİME NENE (23 Haziran 2017 - Cuma)
FİRMA: MİS AMASYA TUR PLAKA: 05 BB 575 (06 Haziran 2017 - Salı)
OSMAN GOCA (NAMIDİĞER KÖÇEK OSMAN) (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
ÖLÜM MELEĞİ (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ÖKSÜZÜN ÖYKÜSÜ (28 Nisan 2017 - Cuma)
TEŞEKKÜRLER ERDOĞAN ve BAHÇELİ (18 Nisan 2017 - Salı)
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ve OYUM (14 Nisan 2017 - Cuma)
16 NİSAN BEKLENTİSİ (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
AVRUPA "EVET" İÇİN ÇALIŞIYOR (17 Mart 2017 - Cuma)
SELİNTİ ve OSMAN GOCA (09 Mart 2017 - Perşembe)
AK PARTİ MHP ve OYUMUN RENGİ (19 Şubat 2017 - Pazar)
TEŞEKKÜRLER MEHMET TÜRE ve MEHMET CABBAR (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KARAMAN BEY´İN KOYNU ve VARYEMEZ (10 Ocak 2017 - Salı)
HALEP ORADA İSE ARŞIN BURADA (22 Aralık 2016 - Perşembe)
"EMEKLİLİK NASIL GİDİYOR" ARİF BEY? (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ANEMURİUM (RÜZGARLI BURUN) (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
"PERDENİN ARDI PERDE" (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BATAN GEMİNİN HİKAYESİ ve BABA (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
ADAM OLMAK, AHLAK ve İKİ KURUŞLUK DEĞER (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
"BEN SENİ ATATÜRK´LE DÖVERİM" (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DÜRÜSTLÜK ve RÜZGARLI SOKAK (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EĞİTİM HAYATIN TA KENDİSİDİR (02 Haziran 2016 - Perşembe)
NANKÖRLÜK ve BİR HİKAYE (03 Mayıs 2016 - Salı)
ANNE OLMAK ve EDİSON (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
"ERDOĞAN GİTSİN" (21 Mart 2016 - Pazartesi)
DEĞİŞİM ve SOYADI MESELESİ (KÜKÜR - 4) (09 Mart 2016 - Çarşamba)
ÇÖP KAMYONU OLMAMAK/olmak (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
AÇIK OY, BİZ BİZE SAYIM (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
GENÇLİK YAŞLILIK ve ÖLÜM (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ESKİYİ ÖZLEMEK VE BAYRAM (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
ALPER DURU ANAOKULU ve İNADINA SEVGİ (06 Temmuz 2015 - Pazartesi)
21 BAŞÖRTÜLÜ VEKİL ve RAVZA KAVAKÇI (25 Haziran 2015 - Perşembe)
OYUM KİME (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
SİYASİLERİN UNUTULMAYAN GAFLARI (22 Mayıs 2015 - Cuma)
DOSTLUK VE AFFETMEK (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
POLİTİKA SİYASET VE AHLAK (05 Mayıs 2015 - Salı)
TANITIM VE ERDOĞAN SEVDALISI RABİA (23 Nisan 2015 - Perşembe)
8 HAZİRAN SABAHI "MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ" (18 Nisan 2015 - Cumartesi)
MERSİN`DE SİYASET (12 Nisan 2015 - Pazar)
MUHALEFET NE YAPAR? (02 Nisan 2015 - Perşembe)
"HALKIN VELİ`Sİ HAKKIN DELİSİ" (26 Mart 2015 - Perşembe)
TÜRKİYE DEYİNCE AKLA NE GELİR? (19 Mart 2015 - Perşembe)
DÜRÜST MÜSÜNÜZ? (06 Şubat 2015 - Cuma)
OSMANLICA YASAK MIYDI ACABA? (17 Aralık 2014 - Çarşamba)
ANAMUR’UN EN KÖTÜ YANI ANTALYA’YA DÖNÜŞÜ (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
MGK ve VESAYET REJİMİNE GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR (12 Kasım 2014 - Çarşamba)
YANDAŞLIK VE TARAFSIZLIK (03 Kasım 2014 - Pazartesi)
YENİ TÜRKİYE VE DAVUTOĞLU (16 Ekim 2014 - Perşembe)
KEŞKEK (16 Ekim 2014 - Perşembe)
İKİ GÜNDÜZ BİR GECE KÖYÜMDE (09 Eylül 2014 - Salı)
MUZ LİFİ BOZYAZI'DA HAYAT BULUYOR (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
SEVGİ VE BİR HİKAYE (12 Ağustos 2014 - Salı)
13 (ON ÜÇ) (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
BAYRAM VE KUR'ANA DAVET (20 Temmuz 2014 - Pazar)
BİR YAZAN ADAMI KAYBETTİK (08 Temmuz 2014 - Salı)
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
ANAMUR VE ANTALYA'DAN (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
ANAMUR VE ANTALYA'DA TRAFİK (17 Haziran 2014 - Salı)
"HAVA YOLU HALKIN YOLU" (08 Haziran 2014 - Pazar)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (05 Haziran 2014 - Perşembe)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (03 Haziran 2014 - Salı)
DR. MUSTAFA ERİM VE OSMANLI KAZASI ANAMUR (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3611
EURO
6.0997
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12