TBMM´DE HDP´Lİ MİLLETVEKİLLERİNDEN İSTİKLAL MARŞINA SAYGISIZLIK
-
Tarih: 25.7.2018 23:20:37 / 299okunma / yorum
Gazi Mert (SOHBET KÖŞESİ)

TBMM´DE HDP´Lİ MİLLETVEKİLLERİNDEN İSTİKLAL MARŞINA SAYGISIZLIK

24 Haziran seçimlerinden sonra neler olmuştu bir hatırlayalım:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis´e gelerek yemin etti.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı
Erdoğan´ın yeminiyle birlikte, parlamenter sistem sona erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın yemin ettikten sonra Genel Kurul salonunda İstiklal Marşı okundu.

Meclis´te büyük bir gururla İstiklal Marşı okunurken terör örgütü PKK´nın siyasi kanadı HDP sıraları sessizdi.
CHP´den gelen oylarla Meclis´e giren HDP´li milletvekilleri, İstiklal Marşı´nı okumadı.
CHP, HDP VE İP´liler ayağa kalkmadı
Erdoğan´ın Meclis Genel Kuruluna girişinde AK Parti ve MHP´li vekiller ayakta karşılarken CHP, HDP ve İYİ Partili vekillerin ayağa kalkmaması dikkat çekti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Meclis´teki yemin törenine katılmadı,
İşte 24 Haziran seçimleri sonrası Mecliste olanlar...
Bundan bir önceki seçimde de yeni seçilen Milletvekilleri TBMM´de yemin etmişler ve Milletvekilliği  görevlerine başlamışlardı.
O dönemde yine yemin töreninde İstiklal Marşının söylenmesi esnasında HDP Milletvekilleri İstiklal marşını söylememiş ve sadece ayakta durmuşlardı.
 İşin en vahim yönü bir soru üzerine şu anda terör suçundan hapiste bulunan HDP Eşbaşkanı Demirtaş´ın söyledikleri idi.
Demirtaş HDP´lilerin İstiklal Marşını söylememesini normal bulduğunu belirtmiş ve; “ Kahraman Irkıma bir gül…” sözlerinin ırkçılığı körüklediğini söylemişti…
Yazık…Çok yazık….
Hem HDP´li milletvekillerine, hem Demirtaş´a, hem de HDP´ lilere oy verenlere, hem de HDP´yi meclise taşıyanlara...
Beyler… Söylemekten kaçındığınız İstiklal Marşı öyle kolay yazılmamıştı.
Bu memleketin her karış toprağı öyle kolay kazanılmamıştı.
Öyle kolay kahramanlıklar yok…
İnsana sorarlar: “Siz hangi işgal ordularının militanlarısınız? “ diye…
Artık Milletimizin oylarıyla siz Türkiye Cumhuriyetinin birer milletvekilisiniz…
Yemininize sadık kalınız ve milletimizin değerlerine saygı gösteriniz. 
Bir milletin istiklalini kaybetmesi ve kaybettiği istiklalini yeniden kazanması sıradan olaylar değildir.
 Bu sebeple yakın geçmişimizin acı-tatlı hatıraları siz milletvekillerince ve yeni nesillerce unutulmamalıdır.
Arkasından ikibin yıllık tarihi bulunan bir millet istiklalini nasıl yitirir?
Bingazi´de, Trablus´ta, Yemen´de, Filistin´de, Çanakkale´de Balkanlar´da kaybettiğimiz yarım milyon şehit ve milyonlarca kilometrekarelik toprağı hiç düşündünüz mü?
Kafkaslardan Kuzey Afrika´ya Balkanlar´dan Hazar´a kadar uzanan vatan toprakları karış karış savunulurken kan verilmiş can verilmiş yüzbinlerce şehit-gazi verilmiştir.
Ama ırzımız, namusumuz, imanımız, sancağımız ve tarihi gururumuz muhafaza edilmiştir.
30 Ağustosta izmir´de dikilen sancak ve TBMM salonlarında yankılanan istiklal destanı bunun ilanı olmuştur.
Güneyden-kuzeyden ve batıdan başlayan işgal boğazımızı sıkarken 30 Ağustos´ta destanlaşanlar "İstaklal Marşı"mızı yazdılar, dosta düşmana şunu ilan ettiler:
"Yurdumuzun üstünde tüten en son Ocak" sönmedikçe bayrağımız ufuklarımızda dalgalanmaya devam edecekti.
Hilal´in öfkesi yersizdi. Hakkı tanıyan O´na inanan milletimizin istiklalini kazanmaya hakkı vardı.
Zira ezelden beri hür yaşamış ebede kadar hür yaşayacaktı.
Güney Kuzey ve batıdan üzerimize çullanan Avrupa´nın sınırlarını en modern silahlar koruyorsa, bizim de o silahlara karşı koyacak o silahların aynısını yapacak iman dünyamız vardı.
Tekniğin zirvesine çıkmış ihtiyar canavar, Bu imanı boğamazdı.
Hakkın vad ettiği zafer günlerine inanan milletimiz hayasızca saldırılara karşı gerekse gövdesini siper edecek yurdunu istilacılara bırakmayacaktı.
Bize dünyalar da verilse binlerce milyonlarca şühedanın yattığı bu cennet vatanı veremezdik.
Cenab-ı  Hak sıksan adeta şüheda fışkıracak olan bu kutsal vatandan bizi ayırmayacaktı.
Hak´tan dileğimiz ma´bedimize yabancı elin değmemesi, şehadetleri dinin temeli olan ezan ve tekbir seslerinin yurdumuzun üzerinde sonsuza kadar terennüm edilmesi idi.
İşte asıl o zaman adeta taşımız toprağımız görünmez bir ruh gibi topraktan başlarını kaldıran şehitlerimiz ilahi bir heyecanla secdeye kapanacak bu kutsal zaferin şerefi ile başımız adeta "arş´´a yükselecekti.

Öyleyse ey ak şafaklar gibi dalgalanan şanlı hilal!
Senin için döktüğümüz kanların hepsi helal olsun.
Artık ebeddiyete kadar sana da, Hak yolundaki milletimize de gerileme ve yenilenme yoktur.
 Zira "hürriyet" bayrağımızın, "İstiklal" ise Allah´a inanan milletimizin hakkıdır.
İla-yı Kelimetullah için verilen bir ulu "cihad"dan sonra 7´den 70´e ordulaşan millete ve onun kurtardığı vatana yakılan bu destan bu milletin "Sevr" zincirini kırıp attığını ilan ediyordu.
Cephedeki şerefimiz kurtarılmıştı.
Şimdi artık her savaş sonrasında olduğu gibi vatanın onarılması zamanı gelmişti.
Siyasi istiklalimizi kazanmıştık. Toprağı yeşerterek yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi değerlendirerek iktisadi istiklalimizin de destanı yazılmalı idi.
İktisadi savaşı başarmadan siyasi savaşı, siyasi savaşı başarmadan iktisadi savaşı kazanmak mümkün olamazdı.
Cepheyi korumak da yurdu kalkındırmak da dini bir vecibe idi.
Bu çaba nereye kadar getirilebildi?
 İstiklal destanımızın yazıldığı günden bugüne İktisadi kalkınma seferini yolun neresine getirebildik?
Kalkınma bir toplu hamle işidir..
Topyekun millet bu hamleye hazır değilse bu milli heyecanı taşımıyorsa geçici ve sun´i kan vermelerle bu atılım gerçekleştirilemez.
Tepenin tabanı tabanın tepeyi sürüklemesi toplu kalkınmanın asgari şartadır.

1921´lerden bugüne bir yerlere geldiğimiz doğrudur.
 Fakat geldiğimiz yer gelebileceğimiz yerin çok gerilerindedir.
Akarsularımız boşa akarken toprağımız yine kuru şehir ve köylerimiz yine karanlıktır.
Petrol ve maden potansiyellerimizin akıllıca değerlendirildiği söylenemez.
Denizlerimiz, dağlarımız, göllerimiz, on ayrı iklim güzelliğini temsil eden coğrafyamız, tarihi ve stratejik yapımız dünyanın dinlenme imkanını taşırken bu konuda en küçük komşumuzdan bile gerilerdeyiz.
Nüfus potansiyelimiz ekonomik seviyemizi tırmandıracak yerde kalkınma hamlelerimize atıl bir yük olmaya devam ediyor.
İstiklal destanımızı yazdığımız günden bugüne üç çeyrek asır geçtiği halde iktisadi kalkınma destanımızı hala yazamamışsak bunu milletçe düşünmenin zamanıdır.
Zira ancak: "İstiklali olanların istiklal marşı vardır"
Gelin hep birlikte bu güzel marşın sözlerini bir daha söyleyelim:
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
 Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk´a tapan, milletimin istiklal.
Hoşça kalınız.

Yazarın Diğer Yazıları
YENİ SEÇİLECEK BELEDİYE BAŞKANINA ÖNERİ (21 Temmuz 2018 - Cumartesi)
RAMAZAN BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ… (14 Haziran 2018 - Perşembe)
GAZİ BABAM (07 Nisan 2018 - Cumartesi)
İSLAMDA KUTSAL SAYILAN ÜÇ AYLAR (30 Mart 2018 - Cuma)
GEÇMİŞTEN BİR ANI (16 Mart 2018 - Cuma)
BUGÜN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… (08 Mart 2018 - Perşembe)
ANAMURLU ŞEHİTLERİMİZ (06 Şubat 2018 - Salı)
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KORKULU RÜYALARI (20 Ocak 2018 - Cumartesi)
BİR YARIŞMANIN ARDINDAN... (20 Ekim 2017 - Cuma)
İSLAMDA İLK ANARŞİSTLER- (15 Ağustos 2017 - Salı)
ORUÇ ÜZERİNE... (28 Mayıs 2017 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (26 Mayıs 2017 - Cuma)
RAMAZAN AYI (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
BAHARIN MÜJDECİSİ; HIDRELLEZ BAYRAMI… (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ANI: İLKOKULA NASIL KAYDOLDUM? (22 Nisan 2017 - Cumartesi)
ÜÇ AYLARIN İSLAM ALEMİ İÇİN ÖNEMİ (29 Mart 2017 - Çarşamba)
DOĞUMUM İLE İLGİLİ BİR NOSTALJİ ( 2 ) (01 Mart 2017 - Çarşamba)
BARIŞA GİDEN YOL SEVGİDEN GEÇER (24 Ocak 2017 - Salı)
SİHİR VE SİHİRBAZLIK ÜZERİNE... (20 Aralık 2016 - Salı)
TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİNİN KAYNAĞI (27 Kasım 2016 - Pazar)
KAHRAMAN KADINLARIMIZ (12 Kasım 2016 - Cumartesi)
ANAMUR YAMAÇ PARAŞÜTÜNÜN ARDINDAN (24 Eylül 2016 - Cumartesi)
YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR… (17 Eylül 2016 - Cumartesi)
RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ (05 Haziran 2016 - Pazar)
GÜZELLER VE GÜZELLİKLER DİYARI: ANAMUR (29 Aralık 2015 - Salı)
BARIŞ ÜZERİNE... (03 Kasım 2015 - Salı)
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN... (15 Haziran 2015 - Pazartesi)
BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANMALIDIR (13 Haziran 2015 - Cumartesi)
TÜRKİYE TERÖR OLAYLARINI HAK ETMİYOR (09 Nisan 2015 - Perşembe)
DÜNYA GIDA GÜNÜ KUTLAMALARI (06 Mart 2015 - Cuma)
ZİL ÇALDI HAYDİ ÇOCUKLAR OKULA (07 Şubat 2015 - Cumartesi)
BİR ÖDEV BİR HİKAYE (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
ANAMUR’DAN KIBRIS’A BARIŞ SUYU (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İŞÇİ VE İŞVEREN HAKLARI... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
AKINCILAR VE AKINCILIK... (11 Kasım 2014 - Salı)
SAVAŞ VE BARIŞ ANLAYIŞIMIZ (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
GÜNDEMDEKİ OKUL : İMAM-HATİP LİSELERİ... (13 Eylül 2014 - Cumartesi)
OSMANLILARDA HUKUK SİSTEMİ (01 Ağustos 2014 - Cuma)
SEVGİLİ VEDAT ÇELİKBAŞ’IN ARDINDAN... (10 Temmuz 2014 - Perşembe)
ORUÇ ÜZERİNE... (06 Temmuz 2014 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
KIZLARIN EĞİTİMİNE İSLAMIN BAKIŞI (23 Mayıs 2014 - Cuma)
Sayfa:
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12