İLAN EDİLMEMİŞ PAYLAŞIM SAVAŞI
Tarih: 1.3.2018 00:05:33 / 518okunma / yorum
İsmet Kadıoğlu

Ömer Seyfettin´in 1917 yılında ele aldığı “Kızılelma Neresi?” ismiyle yazdığı öyküden, Osmanlı ordusunun hükümdara kesin itaati ve devletin ilkelerine bağlı kalındığı görülür. Askerlerden rastgele seçilen üç kişinin aynı sorulara aynı cevapları vermeleri ilginçtir.

Ömer Seyfettin “Kızılelma Neresidir?” öyküsünden bir bölümünü paylaştıktan sonra konumuza devam etmek istiyorum,
“Kızıl-Elma´ya…
- Kızıl-Elma´ya…
- Kızıl- Elma´yacak gideceğiz!

Zamanın Süleyman´ı, ansızın… Kükremiş bir tufan halinde askerden bu naraları duydu. Otağında yalnızdı. Yarım saat evvel dağılan Divan´ın cenk için gösterdiği kahraman arzuyu düşünüyordu.  Bugün, yalnız vezirleri değil, kazaskerleri, defterdarları, nişancıları, “ağa, kethüda, serdar, yayabaşı, bölükbaşı, vekilharç” gibi, yeniçeri zabitlerini, hatta solakları bile çağırmış, hepsini huzurunda toplamıştı.  Hepsi “… Kafdağı´na kadar arkandan gelmeye hazırız, padişahım!” diye ayaklarına kapanmışlar, gözlerinden sevinç yaşları dökmüşlerdi. İşte şimdi “sefer kararı” ordu için yayılmış olacaktı. Otağın biraz uzağında… Küçük meşe ormanın nihayetindeki mahşerde, deminki Divan´ın sevinci, büyük bir heyecan ummanı gibi kaynıyor, kabarıyor, kabarıyor; bu umanın görünmez, işitilir dalgaları, yakın ufukların bulutlu sahillerine değil, sanki bütün cihanın takına çarpıyordu:

- Kızıl Elma´ya…
- Kızıl Elma´ya!
- Kızıl Elma´yacak…

Padişah, tahtından yavaşça ayağa kalktı. Sağ elini altın koltuğa dayadı. Gökten inen, manası anlaşılmaz bir sese kulak verir gibi başını büktü. Ordunun velvelesini dikkatle dinledi, “Kızıl Elma, Kızıl Elma…” Bu ismi şehzadeliğinden beri binlerce defa duymuştu. Sonra tekrar tahta oturdu. Gözlerinin üstüne kadar eğilmiş yusufiyesini geri itti. Gayet çıkık, geniş alnını, esmer uzun parmaklarıyla tuttu. Düşündü. Düşündü..

-Kızıl Elma neresi?
Diye mırıldandı. Şarkta olsun, garpta olsun, sefere çıkarken galeyana gelen asker hep “Kızıl Elma´ya!..” diye bağrışıyordu. Bu narayı yeniçeri kışlalarında, Sipahi ocaklarında, geçit resimlerinde, hatta İstanbul´da, sarayın iç bahçesinde bile duymuştu. Kızıl Elma neresiydi? Üvez rengi sırmalı perdenin arkasında nöbet bekleyen Mahmud´u çağırdı:
- Sadrazama söyle, vezirlerle beylerbeyini, kazaskerleri toplasın. Hemen karşıma gelsin´ Dedi…”

Öykünün devamı şu şekildedir:
Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman seferberlik ilanı için Divan´ı toplaması ve Divan toplantısının ardından “Kızılelma´ya!” diye bağırmaların olması…
Ahalinin ve yeniçerilerin/askerlerin “Kızılelma´ya, Kızılelma´ya, Kızılelma´ya kadar gideceğiz!” naralarını merak etmesi.. sonucunda; “nedir bu Kızılelma?” diye, devletin ileri gelenlerinden olan herkesi huzuruna çağırıp, şehzadeliğinden beri duyduğu “Kızılelma´nın” neresi olduğunu öğrenmek istemesi sonucu onlara sorar: “Kızılelma neresidir, bilen var mı?” Viyana´dır, Roma´dır, Çin´dir, diyenler olduğu gibi bazıları da Hint diye cevap verir. “Kızılelma´nın” neresi olduğuna dair tek cevap yoktur. Çok cevap vardır.

Padişah çoklu/farklı cevaplara kızar “yazık sizin halinize” diye söylenir. İçlerinden bir fıkıh bilgini, “Padişahım; Kızılelma halk kullarının uydurduğu bir efsanedir. Ne aslı vardır ne de faslı, bir hakikat değildir ki, biz bilelim. Halk ise padişahım, bilmez söyler” der.

Padişah; “halkın dediği! Hakk´ın dediği” ve “Bu bir hakikattir! Madem halk söylüyor; halktan gelen ses, Hakk´ın sesidir, mutlaka bir aslı vardır ama siz bilmiyorsunuz.” Der.

Sonunda padişah, İskender Paşa´ya halkın yani yeniçerilerin içine girerek “Kızılelma Kızılelma” diye bağıran kişilerden üçünü rastgele seçip, otağa getirmesini emreder. 

Birinci kişiyi padişahın huzuruna getiriler. Padişah sorar: “Kızılelma, Kızılelma dersin, neresidir burası?” Gariban korkulu ve mahcup bir şekilde, “herkes bağırır padişahım, ben de bağırdım” der. Padişah tekrar sorar: “Neye bağırdığını sormam. ‘Kızılelma´ neresidir? Onu söyle” der. Garip tereddüt etmeden cevabını şöyle verir:
“- Padişahımızın bizi götüreceği yer!
- Orası neresidir?
- Padişahımız bilir.”
İkincisini huzura getirirler. Aynı sorulara cevabı şöyledir:
“Önümüze düşüp, bizi götüreceğin yer padişahım!
- Orası neresi?
- Sen bilirsin padişahım” der.
Üçüncü kişiyi de getirip aynı soruları padişah sorduğunda şu cevapları verir:
- “Atınızın gittiği yer padişahım!
- Orası neresi?
- Neresi olduğunu ancak padişahım bilir.”
Ve üçü de aynı cevabı verir. Böylece padişah merak ettiği sorunun cevabını almıştır ve cevaplardan memnun olmuştur. Her üç garibi de ödüllendirmiştir.
Padişah, “gördünüz ya , ‘Kızılelma´ benim gitmek istediğim yer işte, Hakk´ın beni götüreceği yer!” der.

Birçok padişah, düşünür, yazar, siyaset adamı ve komutan için “Kızılelma” hep vardır/olmuştur. Bazısı için ülke ve adalet, bazısı için bir ideal, bazısı için bir topluluk ve bazısı için de yerküreyi ifade etmiştir. Oğuzların “Kızılelma´sı” ‘batı´ idi. Kanuni Sultan Süleyman zamanında da “Kızılelma” önce Viyana sonra Roma” deniyordu. “Kızılelma´nın” din, dil, ırk farkı gözetmeksizin toplumun bir hayat tarzı olduğunu görüyoruz.

Askerimize muhabir soruyor, “istikamet nere?” Asker “Kızılelma” diyor. Bugün için bizim askerimizin/Türkiye´nin “Kızılelma´sı” Afrin, Münbiç olduğunu görüyoruz.

Kimsenin toprağında gözümüz yok ama; gitmezsek gelecekler ve biz girmezsek onlar güneyimizde bir terörist devlet kurup Hatay´a Kilis´e girecekler. Hiçbir zaman Türkiye gelmiyor, biz de gitmeyelim demeyecekler. Ve biz de gideriz “Kızılelma´ya.”
Bu bir savaştır ve bu savaşın adı “ilan edilmemiş bir paylaşım savaşı” dır. Yani Ortadoğu petrol ülkesinin paylaşımının savaşı. Savaşın acı tarafı da, Türkiye´nin de bu paylaşımın bir parçası olarak görülüyor olmasıdır. ABD´nin, Avrupa´nın ve Rusya´nın Ortadoğu´yu işgal girişimi ve dibimize kadar sokulmalarının sebebi “terörle mücadele” değildir. Bunun adı, içinde Türkiye´nin de bulunduğu paylaşma savaşıdır. İşte paylaşılmamak için “istikametimiz Kızılelma” diyoruz.
Hoş kalın. Mart 2018, Anamur. İsmet Kadıoğlu.
 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: İLAN, EDİLMEMİŞ, PAYLAŞIM, SAVAŞI
Yazarın Diğer Yazıları
ÖLÇÜ ve ÖLÇÜLÜ OLMAK (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İSTEMEK BİZDEN ve ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
HAYAT KISA, ÇALI OL AMA EN İYİSİ OL (13 Kasım 2018 - Salı)
KAPI ÇALAR ve KAPI ÇALMAZ (06 Ekim 2018 - Cumartesi)
EKONOMİK SAVAŞ-2 (14 Eylül 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ-1 (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR ve BİLSEM (17 Ağustos 2018 - Cuma)
İP ve CHP (07 Ağustos 2018 - Salı)
YAĞMUR DAMLASI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
MUTLU OLMAK İÇİN JAPONYA´YA MI GİDELİM? (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
"YIKIM İTTİFAKI"NA OY VERMEM (19 Haziran 2018 - Salı)
İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50. YIL (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DOĞAL GAZ (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SİYASET ve 24 HAZİRAN SEÇİMİ (04 Mayıs 2018 - Cuma)
KLİMA ve MUZ SERASINDA DOĞALGAZ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-2 (15 Nisan 2018 - Pazar)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-1 (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
ISINMAK ve BİR ŞİİR (23 Mart 2018 - Cuma)
KIZILELMA ÜLKÜSÜ (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE ÜSLUP (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) (26 Ocak 2018 - Cuma)
ORTADOĞU-4 (İsrail nasıl kuruldu ve bugünü) (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
ORTADOĞU-3 (İdlib) (15 Aralık 2017 - Cuma)
ORTADOĞU-2 (Misak-ı Milli) (05 Aralık 2017 - Salı)
DOST DEDİĞİN KİMDİR? ((Temel´e mektup-3) (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DEĞİŞİM VAR MI? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
YORGUNLUĞUN ÇÖZÜMÜ NEDİR? (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET İNSAN HARCAMA SANATIDIR" (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
"METAL YORGUNLUĞU" (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET BARONLARI AK PARTİ´DE OLAMAZ" (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
KÖÇEK DEĞİL GÖÇEK veya GÖÇEN (15 Ağustos 2017 - Salı)
BABA--EVLAT ve DEDE (04 Ağustos 2017 - Cuma)
15 TEMMUZ 2016 DESTANI (21 Temmuz 2017 - Cuma)
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI YANDI KÜKÜR--6 (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
EKİZ GOCA ve FADİME NENE (23 Haziran 2017 - Cuma)
FİRMA: MİS AMASYA TUR PLAKA: 05 BB 575 (06 Haziran 2017 - Salı)
OSMAN GOCA (NAMIDİĞER KÖÇEK OSMAN) (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
ÖLÜM MELEĞİ (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ÖKSÜZÜN ÖYKÜSÜ (28 Nisan 2017 - Cuma)
TEŞEKKÜRLER ERDOĞAN ve BAHÇELİ (18 Nisan 2017 - Salı)
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ve OYUM (14 Nisan 2017 - Cuma)
16 NİSAN BEKLENTİSİ (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
AVRUPA "EVET" İÇİN ÇALIŞIYOR (17 Mart 2017 - Cuma)
SELİNTİ ve OSMAN GOCA (09 Mart 2017 - Perşembe)
AK PARTİ MHP ve OYUMUN RENGİ (19 Şubat 2017 - Pazar)
TEŞEKKÜRLER MEHMET TÜRE ve MEHMET CABBAR (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KARAMAN BEY´İN KOYNU ve VARYEMEZ (10 Ocak 2017 - Salı)
HALEP ORADA İSE ARŞIN BURADA (22 Aralık 2016 - Perşembe)
"EMEKLİLİK NASIL GİDİYOR" ARİF BEY? (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ANEMURİUM (RÜZGARLI BURUN) (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
"PERDENİN ARDI PERDE" (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BATAN GEMİNİN HİKAYESİ ve BABA (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
ADAM OLMAK, AHLAK ve İKİ KURUŞLUK DEĞER (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
"BEN SENİ ATATÜRK´LE DÖVERİM" (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DÜRÜSTLÜK ve RÜZGARLI SOKAK (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EĞİTİM HAYATIN TA KENDİSİDİR (02 Haziran 2016 - Perşembe)
NANKÖRLÜK ve BİR HİKAYE (03 Mayıs 2016 - Salı)
ANNE OLMAK ve EDİSON (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
"ERDOĞAN GİTSİN" (21 Mart 2016 - Pazartesi)
DEĞİŞİM ve SOYADI MESELESİ (KÜKÜR - 4) (09 Mart 2016 - Çarşamba)
ÇÖP KAMYONU OLMAMAK/olmak (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
AÇIK OY, BİZ BİZE SAYIM (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
GENÇLİK YAŞLILIK ve ÖLÜM (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ESKİYİ ÖZLEMEK VE BAYRAM (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
ALPER DURU ANAOKULU ve İNADINA SEVGİ (06 Temmuz 2015 - Pazartesi)
21 BAŞÖRTÜLÜ VEKİL ve RAVZA KAVAKÇI (25 Haziran 2015 - Perşembe)
OYUM KİME (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
SİYASİLERİN UNUTULMAYAN GAFLARI (22 Mayıs 2015 - Cuma)
DOSTLUK VE AFFETMEK (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
POLİTİKA SİYASET VE AHLAK (05 Mayıs 2015 - Salı)
TANITIM VE ERDOĞAN SEVDALISI RABİA (23 Nisan 2015 - Perşembe)
8 HAZİRAN SABAHI "MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ" (18 Nisan 2015 - Cumartesi)
MERSİN`DE SİYASET (12 Nisan 2015 - Pazar)
MUHALEFET NE YAPAR? (02 Nisan 2015 - Perşembe)
"HALKIN VELİ`Sİ HAKKIN DELİSİ" (26 Mart 2015 - Perşembe)
TÜRKİYE DEYİNCE AKLA NE GELİR? (19 Mart 2015 - Perşembe)
DÜRÜST MÜSÜNÜZ? (06 Şubat 2015 - Cuma)
OSMANLICA YASAK MIYDI ACABA? (17 Aralık 2014 - Çarşamba)
ANAMUR’UN EN KÖTÜ YANI ANTALYA’YA DÖNÜŞÜ (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
MGK ve VESAYET REJİMİNE GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR (12 Kasım 2014 - Çarşamba)
YANDAŞLIK VE TARAFSIZLIK (03 Kasım 2014 - Pazartesi)
YENİ TÜRKİYE VE DAVUTOĞLU (16 Ekim 2014 - Perşembe)
KEŞKEK (16 Ekim 2014 - Perşembe)
İKİ GÜNDÜZ BİR GECE KÖYÜMDE (09 Eylül 2014 - Salı)
MUZ LİFİ BOZYAZI'DA HAYAT BULUYOR (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
SEVGİ VE BİR HİKAYE (12 Ağustos 2014 - Salı)
13 (ON ÜÇ) (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
BAYRAM VE KUR'ANA DAVET (20 Temmuz 2014 - Pazar)
BİR YAZAN ADAMI KAYBETTİK (08 Temmuz 2014 - Salı)
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
ANAMUR VE ANTALYA'DAN (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
ANAMUR VE ANTALYA'DA TRAFİK (17 Haziran 2014 - Salı)
"HAVA YOLU HALKIN YOLU" (08 Haziran 2014 - Pazar)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (05 Haziran 2014 - Perşembe)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (03 Haziran 2014 - Salı)
DR. MUSTAFA ERİM VE OSMANLI KAZASI ANAMUR (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3257
EURO
6.0572
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12