İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE
Tarih: 6.6.2018 09:04:50 / 356okunma / yorum
İsmet Kadıoğlu

Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz/Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz: Sözdeki ‘Ana´nın aslı ‘Ane´dir. Ane, Bağdat´ta bir uçurumun ismi. Yar ise, uçurum anlamındadır (Deveyi ‘yar´dan/uçurumdan uçuran bir tutam ottur sözündeki ‘yar´ aynı yardır.). Atasözünün aslı, “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”dır. Ancak, “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” şekli de, kullanıla kullanıla asıl gibi olmuş ve böyle de kullanılır olmuştur. Çünkü bu şekliyle de anlamlı,  kullanılması güzel ve yanlış olmaz. İnsanın kendine en yakın hissedebileceği kişi, onu doğuran annesidir. Çevremizdeki insanlar içinde anamız kadar bize candan bağlı yakın dost yoktur. “Ana gibi yar..” şeklindeki sözdeki ‘yar´, dost anlamındadır. Kişinin annesi diğer insanlar içinde yeri farklıdır. Ana kadar karşılıksız çocuğunu seven, ona gönülden bağlı, bir dost yoktur. Sevgi çeşitleri içinde ‘ana sevgisi´ karşılıksız sevgidir ve en güzel olan sevgi çeşididir. Başımız dara düştüğünde Hızır gibi yetişip elimizden tutmaya çalışan ve tutan ana… Sevgide farklı, kalpte farklı, koşuda farklı, yedirmede- giydirmede farklı olan bir melektir ana..

Atasözünün her iki halinde de söz konusu yer Bağdat´tır. Ve sözlerde Bağdat´ın önemi söz konusudur. Bağdat´ın farklı bir yer/diyar olduğu ve farklılığı anlatılmaktadır. Her iki sözden birincisinde uçurumun farklılığı, ikincisinde de ‘ana´nın farklılığı anlatılırken, her iki sözde de Bağdat´ın önemli bir yer olduğu anlatılmış/anlatılmak istenmiştir.
Sözün gerçeğinde anne değil Bağdat yakınlarında ismi Ane olan uçurumundan bahsedilmektedir. Yar kelimesi de uçurum anlamında kullanılmıştır.

Şehirler içerisinde Bağdat; Osmanlı dönemi ve daha öncesinden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. Bağdat; insanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere ve güzelliklere sahip bir şehirdir. Evlatlar için de annenin diğer insanlar içinde yeri farklıdır.

“Ane gibi yar olmaz” sözünden de şunu anlıyoruz: Ana gibi de, sarp, ama manzaralı yar/ uçurum olmadığını anlatmak istediğini anlıyoruz. Ancak, Bağdat Osmanlılar için o kadar önemli bir şehir ki, ‘ane´yi ‘ana´ yapıvermiş. Tıpkı “Yanlış hesap Bağdat´tan döner” sözüyle Bağdat´ın çok eskilere dayalı bir ilim merkezi olduğunun bilinmesi gibi.

Haydan gelen huya gider/ Hayy´dan gelen Hu´ya gider
Bu sözün aslı, “Hayy´dan gelen Hu´ya gider”dir. Hayy, Allah´ın isimlerinden biridir.  Ezeli ve ebedi canlı, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan anlamındadır.
Hu ise, “O” anlamına gelir. Allah sözü yerine kullanılmıştır. Bu söz, Allah´tan gelenin Allah´a geri döneceğini anlatır. Kısaca her şey kalıcı/baki değildir, gelip geçicidir. Genelde çaba harcamadan/emek vermeden kazanılan şeylerin kolay kaybedilebileceği gibi düşünülür. Ancak, tam anlamı Allah´tan gelen Allah´a giderdir.

Yorulmadan ve emeksiz elde edilen şeylerin kolay harcanabileceğini düşünür ve biliriz. Atadan kalan malların bazı kişilerin har vurup harman savurduğunu söyleriz. Bu sözün anlamı da şöyledir: Sonunu düşünmeden hesapsızca harcayıp tüketmek. Genelde kişi kendi kazanmadığı malları harcarken böyle yapar. Buna kıymetini bilmemek denir.

“Haydan gelen huya gider” atasözünün anlamı ise şu şekilde: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar. Bu söz içinde geçen “Hay”ın Allah, “Hu”nun da Allah yerine kullanıldığı zaman, Allah´tan gelen yine Allah´a gider anlamı çıkar. Kolay ve emeksiz kazanılan şeylerin kıymeti bilinmeden tekrar Allah´a geri döner. Emek sarf edilerek ve alın teri dökerek kazanılan tüm dünya varlıkları kalıcı şeylerdir.

Bu atasözümüz, zamanla tamamen değişime uğramış, değişmiş atasözlerimizden birisidir.  Sözün aslının anlamı, “Allah´tan gelen, Allah´a gider”dir. Mecazi anlamı ise çok daha farklıdır. Haydan gelenin huya gitmesi, emek harcamadan, çalışıp alın teri dökmeden elde ettiğimiz şeylerin, bir anda yok olabileceği, bizden gideceği anlamındadır.

Kaliteli yaşamamızı sağlayacak şeyleri elde etmemiz; zenginliği, başarıyı, mutluluğu yakalaya bilmemiz, bazı olması gerekenleri yerine getirmemizle ilgilidir. Bunlardan biri para kazanmaktır. Dünyada yaptıklarımızdan zevk almamızın temelinde para olduğu düşünülür.  Para kazanmak meşru yollarla olmalıdır. Parayı kazanmanın meşru olanı ise, çalışmak ve emek vermektir. Çalışmayı, alın teri dökmeyi kendisine ilke edinenler, başarılıdır ve çok fazla kazanç elde etme imkanına sahiptir. Çalışarak, emek vererek elde edilmiş kazancın hem bereketi çok olur hem de kalıcıdır. Zorluklarla ve terleyerek kazanan insan, kazancını kaybetmemek için de her şeyi yapar. Ancak hazıra konan, baba mirası yiyen veya oradan buradan gelen paranın, zenginliğin kıymeti bilinmez. Kişi onu hızla harcamaya, çarçur etmeye başlar. Varlığı çabuk tüketir.

Oğlu babasına, baba ben büyüdüm artık evlenmeliyim der. Baba oğluna tamam oğlum bugün 1 (bir) lira kazan bana getir seni evlendireyim der. Oğlan annesinden bir lira ister ve babasına gün sonu getirip verir. Baba bir lirayı balkondan aşağı atar. Ve bir lira yarın da kazan getir der. Oğlan yarın da abisinden bir lira alıp akşama babasına getirip verirince baba yine balkondan aşağıya fırlatıp atar. Baba yarın da bir lira kazanıp getir ondan sonra seni evereyim der. Yarına oğlanın bir lira alıp getireceği kimsesi yoktur. Çaresiz kendisi çalışıp bir lira kazanıp babasına getirir. Baba tekrar bir lirayı balkondan atacağı sırada; daha öncekilere bir tepki göstermeyen oğlan bu kez babasının elini hızlı bir hareketle tutar ve parayı attırmaz. Ve baba tamam oğlum seni evereyim der. Terleyerek kazanılanı insan, kazandığını kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapar. Kendi kazandığının kıymeti bilirsin. Hazıra konulan malın, baba mirasının kıymeti bilinmeyebiliniyor.

Başarılarımızın, elde ettiklerimizin kalıcı olmasını istiyorsak, onları çalışarak elde etmeye özen göstermeliyiz. Aksi takdirde, dünyanın tüm hazineleri ayağımıza serilse dahi, elimizden hemen gidecek, kaybolacaktır.

Konumuzu bir alıntı yazı ile bitirelim:
Yaşlı bir avcı ile bir delikanlı birlikte ava çıkarlar. Bir dağın eteğine yavaş yavaş tırmanırlarken rüzgarın, kurumuş ot öbeklerini köklerinden söküp sürüklediğini gördüler. Rüzgar, bu kurumuş ot topaklarını sağa sola savurduktan sonra, dağın hemen kuytusundaki büyük bir çukura doldurmaktaydı. Bu durum, delikanlının çok ilgisini çekti. Yürümeye devam ederlerken iki de bir durup rüzgarın kurumuş otlarla oynadığı bu oyunu izliyordu. Delikanlının durup durup geriye baktığını gören yaşlı avcı:
“Nereye bakıyorsun öyle?” Diye sordu.
“Rüzgarın yaptığına bakıyorum,” dedi delikanlı. “Otları yerlerinden çıkardı; sonra onları toplayıp şu aşağıdaki çukura doldurdu.”
Çukurda birikmiş kuru tor topaklarına bakan yaşlı avcı, başını salladı.
“Böyledir bu… Haydan gelen huya gider” dedi. Delikanlı soru dolu gözlerle yaşlı avcıya baktı:
“Hay nedir?”
“Bayır demek… Eskiden bayırlara hay derdik.” “Ya huy?”
“O da çukur demek… Eskiden huy derdik.”
Hoş kalın. Haziran 2018. Anamur. İsmet Kadıoğlu.


Anahtar Kelimeler: ATASÖZÜ, HİKAYE
Yazarın Diğer Yazıları
ÖLÇÜ ve ÖLÇÜLÜ OLMAK (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İSTEMEK BİZDEN ve ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
HAYAT KISA, ÇALI OL AMA EN İYİSİ OL (13 Kasım 2018 - Salı)
KAPI ÇALAR ve KAPI ÇALMAZ (06 Ekim 2018 - Cumartesi)
EKONOMİK SAVAŞ-2 (14 Eylül 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ-1 (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR ve BİLSEM (17 Ağustos 2018 - Cuma)
İP ve CHP (07 Ağustos 2018 - Salı)
YAĞMUR DAMLASI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
MUTLU OLMAK İÇİN JAPONYA´YA MI GİDELİM? (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
"YIKIM İTTİFAKI"NA OY VERMEM (19 Haziran 2018 - Salı)
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50. YIL (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DOĞAL GAZ (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SİYASET ve 24 HAZİRAN SEÇİMİ (04 Mayıs 2018 - Cuma)
KLİMA ve MUZ SERASINDA DOĞALGAZ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-2 (15 Nisan 2018 - Pazar)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-1 (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
ISINMAK ve BİR ŞİİR (23 Mart 2018 - Cuma)
İLAN EDİLMEMİŞ PAYLAŞIM SAVAŞI (01 Mart 2018 - Perşembe)
KIZILELMA ÜLKÜSÜ (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE ÜSLUP (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) (26 Ocak 2018 - Cuma)
ORTADOĞU-4 (İsrail nasıl kuruldu ve bugünü) (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
ORTADOĞU-3 (İdlib) (15 Aralık 2017 - Cuma)
ORTADOĞU-2 (Misak-ı Milli) (05 Aralık 2017 - Salı)
DOST DEDİĞİN KİMDİR? ((Temel´e mektup-3) (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DEĞİŞİM VAR MI? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
YORGUNLUĞUN ÇÖZÜMÜ NEDİR? (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET İNSAN HARCAMA SANATIDIR" (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
"METAL YORGUNLUĞU" (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET BARONLARI AK PARTİ´DE OLAMAZ" (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
KÖÇEK DEĞİL GÖÇEK veya GÖÇEN (15 Ağustos 2017 - Salı)
BABA--EVLAT ve DEDE (04 Ağustos 2017 - Cuma)
15 TEMMUZ 2016 DESTANI (21 Temmuz 2017 - Cuma)
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI YANDI KÜKÜR--6 (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
EKİZ GOCA ve FADİME NENE (23 Haziran 2017 - Cuma)
FİRMA: MİS AMASYA TUR PLAKA: 05 BB 575 (06 Haziran 2017 - Salı)
OSMAN GOCA (NAMIDİĞER KÖÇEK OSMAN) (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
ÖLÜM MELEĞİ (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ÖKSÜZÜN ÖYKÜSÜ (28 Nisan 2017 - Cuma)
TEŞEKKÜRLER ERDOĞAN ve BAHÇELİ (18 Nisan 2017 - Salı)
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ve OYUM (14 Nisan 2017 - Cuma)
16 NİSAN BEKLENTİSİ (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
AVRUPA "EVET" İÇİN ÇALIŞIYOR (17 Mart 2017 - Cuma)
SELİNTİ ve OSMAN GOCA (09 Mart 2017 - Perşembe)
AK PARTİ MHP ve OYUMUN RENGİ (19 Şubat 2017 - Pazar)
TEŞEKKÜRLER MEHMET TÜRE ve MEHMET CABBAR (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KARAMAN BEY´İN KOYNU ve VARYEMEZ (10 Ocak 2017 - Salı)
HALEP ORADA İSE ARŞIN BURADA (22 Aralık 2016 - Perşembe)
"EMEKLİLİK NASIL GİDİYOR" ARİF BEY? (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ANEMURİUM (RÜZGARLI BURUN) (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
"PERDENİN ARDI PERDE" (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BATAN GEMİNİN HİKAYESİ ve BABA (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
ADAM OLMAK, AHLAK ve İKİ KURUŞLUK DEĞER (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
"BEN SENİ ATATÜRK´LE DÖVERİM" (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DÜRÜSTLÜK ve RÜZGARLI SOKAK (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EĞİTİM HAYATIN TA KENDİSİDİR (02 Haziran 2016 - Perşembe)
NANKÖRLÜK ve BİR HİKAYE (03 Mayıs 2016 - Salı)
ANNE OLMAK ve EDİSON (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
"ERDOĞAN GİTSİN" (21 Mart 2016 - Pazartesi)
DEĞİŞİM ve SOYADI MESELESİ (KÜKÜR - 4) (09 Mart 2016 - Çarşamba)
ÇÖP KAMYONU OLMAMAK/olmak (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
AÇIK OY, BİZ BİZE SAYIM (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
GENÇLİK YAŞLILIK ve ÖLÜM (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ESKİYİ ÖZLEMEK VE BAYRAM (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
ALPER DURU ANAOKULU ve İNADINA SEVGİ (06 Temmuz 2015 - Pazartesi)
21 BAŞÖRTÜLÜ VEKİL ve RAVZA KAVAKÇI (25 Haziran 2015 - Perşembe)
OYUM KİME (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
SİYASİLERİN UNUTULMAYAN GAFLARI (22 Mayıs 2015 - Cuma)
DOSTLUK VE AFFETMEK (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
POLİTİKA SİYASET VE AHLAK (05 Mayıs 2015 - Salı)
TANITIM VE ERDOĞAN SEVDALISI RABİA (23 Nisan 2015 - Perşembe)
8 HAZİRAN SABAHI "MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ" (18 Nisan 2015 - Cumartesi)
MERSİN`DE SİYASET (12 Nisan 2015 - Pazar)
MUHALEFET NE YAPAR? (02 Nisan 2015 - Perşembe)
"HALKIN VELİ`Sİ HAKKIN DELİSİ" (26 Mart 2015 - Perşembe)
TÜRKİYE DEYİNCE AKLA NE GELİR? (19 Mart 2015 - Perşembe)
DÜRÜST MÜSÜNÜZ? (06 Şubat 2015 - Cuma)
OSMANLICA YASAK MIYDI ACABA? (17 Aralık 2014 - Çarşamba)
ANAMUR’UN EN KÖTÜ YANI ANTALYA’YA DÖNÜŞÜ (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
MGK ve VESAYET REJİMİNE GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR (12 Kasım 2014 - Çarşamba)
YANDAŞLIK VE TARAFSIZLIK (03 Kasım 2014 - Pazartesi)
YENİ TÜRKİYE VE DAVUTOĞLU (16 Ekim 2014 - Perşembe)
KEŞKEK (16 Ekim 2014 - Perşembe)
İKİ GÜNDÜZ BİR GECE KÖYÜMDE (09 Eylül 2014 - Salı)
MUZ LİFİ BOZYAZI'DA HAYAT BULUYOR (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
SEVGİ VE BİR HİKAYE (12 Ağustos 2014 - Salı)
13 (ON ÜÇ) (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
BAYRAM VE KUR'ANA DAVET (20 Temmuz 2014 - Pazar)
BİR YAZAN ADAMI KAYBETTİK (08 Temmuz 2014 - Salı)
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
ANAMUR VE ANTALYA'DAN (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
ANAMUR VE ANTALYA'DA TRAFİK (17 Haziran 2014 - Salı)
"HAVA YOLU HALKIN YOLU" (08 Haziran 2014 - Pazar)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (05 Haziran 2014 - Perşembe)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (03 Haziran 2014 - Salı)
DR. MUSTAFA ERİM VE OSMANLI KAZASI ANAMUR (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3611
EURO
6.0997
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12