GÖLGEN UZAMAYA BAŞLAMIŞSA GÜNEŞİN BATMASI YAKINDIR
Tarih: 2.3.2017 00:15:27 / 924okunma / yorum
İsmet Kadıoğlu

İKTİSAT ZENGİNLİK, İSRAF FAKİRLİKTİR
“Tabağına yiyebileceğin kadar yemek, hayatına sevebileceğin kadar insan al. İsrafın lüzumu yok. Tabaktaki yemek karnını, hayatındaki fazla insan da başını ağrıtır.”

İsraf; gereksiz harcama, lüzumsuz tüketim, tutumsuzluk olarak tanımlanmaktadır. Savurganlıkta, israftır. İsraf, malını, faydası olmayacak şekilde tüketip yok etmektir. “İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir” demişler büyüklerimiz.

Tirmizi; herkes kıyamette şu dört soruya cevap vermek zorunda diyor.
Ömrünü nasıl geçirdin?
İlminle nasıl amel ettin?
Malı nereden, nasıl kazandın ve nerelere harcadın?
Cismini, bedenini nerede yordun, hırpaladın?
Ömrün iyi kullanılması, ilminin paylaşılması ve yerinde kullanılması, malın tüketimi(israf var mıdır yok mudur) nasıl, bedenini hırpalayıp yordun mu? İşte israfın olup olmadığının sorgulanması var orada, diyor Tirmizi.

Timrizi´nin sözüne benzer, konumuzla ilgili İmam Gazali´nin sözü de şöyle:  “Yeryüzünde işlenen tüm kötülüklerin, günahların üç sebebi vardır. Onlar:
Haksız kazanç,
Haksız yere harcama yapmak,
Ve haklı yere harcama yapmamak,” diyor. Helal kazanmaktan ve kazandığını uygun harcamaktan bahsediyor. İsraf olmamalı ve gerekli şekilde harcamalı.

Giyim eşyalarını iyi kullanmayıp, çabuk eskitmek, yırtmak, yıkamada suyu, deterjanı çok harcamak, elektriği ve tüp ya da doğal gazı boş yere yakmak israftır.

Dünyadaki bütün insanların, boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplandığında dünyada, milyonlarca fakir insanın, ihtiyaçlarına yetecek mal elde edilebileceği söyleniyor.

Evimizde veya gittiğimiz otellerde(özellikle açık büfe dediğimiz yerlerde) karnımız doysa, gözümüz doymayacakmış düşüncesiyle tabaklarımızı aşırı şekilde doldururuz. Her insanın yiyebileceği yemek sınırlıdır. Ama maalesef alınan yemeklerin yarısının tabaklarda kaldığını ve sonrasında o kalan yemeklerin atıldığını biliyoruz. Al kardeşim yiyebileceğin kadar al ve israf olmasın. Tabağına yiyebileceğin kadar yemek al. Çok aldım diye de çok yersen, karnın ağrır, rahatsız olursun.

SEVGİ PARADIR
İnsanlardan sana yanlış yapanlar olursa, onlardan uzak durmalısın. O zaman sana yanlış yapacak fazla insanları hayatına alma. Sana yanlış yapmayacak başını ağrıtmayacak insanları hayatına almalısın.

Kıskanan insanlar hayatınızda olmamalı. Sevinç ve üzüntülerinizi paylaşacak insanlar hayatınızda olmalıdır. Bencil ve yapmacık davranışlara sahip olanlar da hayatınızda olmasın. İkiyüzlü olanlardan uzak durun. Yüzünüze başka arkanızdan başka konuşanlardan uzak durun. Güven vermeyen ve sır saklamayan kişileri de hayatınıza almayın.

Yukarda bahsettiğim iyi davranışlara sahip ve senin kötü gününde yanında olabilen insanları seversin. Kötü insanlar sana zarar verir ve onları sevemezsin. Hayatına sevebileceğin kadar insan al. Fazla alırsan başın ağrır.

Sevgi insanın içine huzur veren, bu dünyayı anlamlandıran, ne kadar manevi olsa da maddi değerleri aşabilen bir şeydir. O olmazsa bu dünya çekilmeyecek kadar zor olur. Sevmek ve sevilmek insanın değerli olduğunu gösterir. Sevilen birisi kendini güçlü hisseder ve mutlu olur. Sevmek ve sevilmek hiçbir şeye değişilemeyecek kadar büyük bir değerdir. Sevmek ve sevilmek, insanı mutlu eder. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

Torunum Baha, kendini değişik, güçlü hayvanlar yerine koyuyor. Örneğin ben aslanım, ejderhayım diyor, onların taklitlerini yapıyor. Anneannesine de, sen beni sevgiyle büyütüyorsun, o zaman ben çok güçlü oluyorum diyor. Ve güçlü olduğunu gösteren hareketler yapıyor. 6 yaşındaki çocuk gücün sevgiyle oluşacağını biliyor. Sevginin yapamayacağı şey yok. “Sevgi maddi değeri olmayan paradır.”

“SEVGİNİN BÖYLESİ”
Genç ve güzel bir kadının; eşi subay ve yakışıklıydı. Genç kadın yapılan bir ameliyat sonucu gözlerini kaybetmiş ve bir daha asla göremeyecekti. Eşi üzüldü ama karısını asla bırakmayacak ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi için elinden geleni yapacaktı.

Kadın günler geçtikçe kendini daha kötü hissediyordu. Ve çok sevdiği eşine yük olduğunu düşünüyordu. Eşi, karısının karamsar haline çok üzülüyordu. Eşinin eski işine dönmesi onun kendine gelmesini sağlayacak diye düşündü. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti.

Bütün cesaretini topladı akşam konuyu açtı. Eşi tepkiyle karşıladı ve ben nasıl yaparım ben körüm diye bağırdı. Kocası her gün işe kendisinin bırakıp akşamları iş çıkışında da alacağını ve ona güvendiğini söyledi. Kadın eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Ve dediğini kabul etti. Kocası her sabah karısını işine bıraktı akşamları da işten kendisi aldı.

Kadın günler geçtikçe bu duruma alıştı ve daha rahat işe gider oldu. Kocası akşam artık kendin işine gidip gelmelisin dedi. Karısı şaşırmış bir şekilde, bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocasının yapabilirsin ısrarı üzerine onu kıramadı ve kabul etmek durumunda kaldı. Bunu aslında kendisi de istiyordu.

Sabahları otobüs durağına artık kendisi gidiyordu. Otobüse biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu ve hiçbir problem yoktu. Bir gün kadın otobüse binerken, şoför: Sizi kıskanıyorum hanımefendi dedi. Kadın neden diye sordu. Şoför: Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir subay otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, siz otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor, siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp, size sevgiyle el sallıyor dedi.

Herkesin, ‘Sevginin Böylesi´ ile sevmesi ve sevilmesi, en önemlisi de ‘Sevginin Böylesi´ni hak edecek insanla birlikte olması dileğiyle…

Sözün özü:
Küçük adamların gölgesi uzamaya başlamışsa, güneşin batması yakın demektir. 
Güneş batmaya başlayınca gölgeler büyür. Bazı insanlar bu gölgenin büyüklüğüne bakar onu takip eder. Gölgenin büyüklüğünden faydalanmak ister.
Işıklar kapanır ya da güneş batar; küçük insanların gölgeleri kaybolur, kendileri kalır. Gölgesiz. Büyük gölgelerine bakarak kendilerini büyük sananlar; güneş batınca gölgesiz yaşamaya devam ederler. Onlar gölgeleri olmadan da bırakalım yaşasınlar, “hak ettikleri kadar değer bularak.”
Gölgeleri büyük, küçük insanlar, hak ettikleri yerde olsunlar. Gölgesiz gerçeklerini, örtüsüz, çıkarsız, yalansız, sadece hak ettikleri kadar yaşasınlar.
Hoş kalın. Şubat 2017. İsmet Kadıoğlu

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
ÖLÇÜ ve ÖLÇÜLÜ OLMAK (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İSTEMEK BİZDEN ve ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
HAYAT KISA, ÇALI OL AMA EN İYİSİ OL (13 Kasım 2018 - Salı)
KAPI ÇALAR ve KAPI ÇALMAZ (06 Ekim 2018 - Cumartesi)
EKONOMİK SAVAŞ-2 (14 Eylül 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ-1 (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR ve BİLSEM (17 Ağustos 2018 - Cuma)
İP ve CHP (07 Ağustos 2018 - Salı)
YAĞMUR DAMLASI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
MUTLU OLMAK İÇİN JAPONYA´YA MI GİDELİM? (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
"YIKIM İTTİFAKI"NA OY VERMEM (19 Haziran 2018 - Salı)
İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50. YIL (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DOĞAL GAZ (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SİYASET ve 24 HAZİRAN SEÇİMİ (04 Mayıs 2018 - Cuma)
KLİMA ve MUZ SERASINDA DOĞALGAZ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-2 (15 Nisan 2018 - Pazar)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-1 (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
ISINMAK ve BİR ŞİİR (23 Mart 2018 - Cuma)
İLAN EDİLMEMİŞ PAYLAŞIM SAVAŞI (01 Mart 2018 - Perşembe)
KIZILELMA ÜLKÜSÜ (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE ÜSLUP (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) (26 Ocak 2018 - Cuma)
ORTADOĞU-4 (İsrail nasıl kuruldu ve bugünü) (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
ORTADOĞU-3 (İdlib) (15 Aralık 2017 - Cuma)
ORTADOĞU-2 (Misak-ı Milli) (05 Aralık 2017 - Salı)
DOST DEDİĞİN KİMDİR? ((Temel´e mektup-3) (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DEĞİŞİM VAR MI? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
YORGUNLUĞUN ÇÖZÜMÜ NEDİR? (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET İNSAN HARCAMA SANATIDIR" (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
"METAL YORGUNLUĞU" (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET BARONLARI AK PARTİ´DE OLAMAZ" (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
KÖÇEK DEĞİL GÖÇEK veya GÖÇEN (15 Ağustos 2017 - Salı)
BABA--EVLAT ve DEDE (04 Ağustos 2017 - Cuma)
15 TEMMUZ 2016 DESTANI (21 Temmuz 2017 - Cuma)
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI YANDI KÜKÜR--6 (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
EKİZ GOCA ve FADİME NENE (23 Haziran 2017 - Cuma)
FİRMA: MİS AMASYA TUR PLAKA: 05 BB 575 (06 Haziran 2017 - Salı)
OSMAN GOCA (NAMIDİĞER KÖÇEK OSMAN) (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
ÖLÜM MELEĞİ (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ÖKSÜZÜN ÖYKÜSÜ (28 Nisan 2017 - Cuma)
TEŞEKKÜRLER ERDOĞAN ve BAHÇELİ (18 Nisan 2017 - Salı)
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ve OYUM (14 Nisan 2017 - Cuma)
16 NİSAN BEKLENTİSİ (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
AVRUPA "EVET" İÇİN ÇALIŞIYOR (17 Mart 2017 - Cuma)
SELİNTİ ve OSMAN GOCA (09 Mart 2017 - Perşembe)
AK PARTİ MHP ve OYUMUN RENGİ (19 Şubat 2017 - Pazar)
TEŞEKKÜRLER MEHMET TÜRE ve MEHMET CABBAR (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KARAMAN BEY´İN KOYNU ve VARYEMEZ (10 Ocak 2017 - Salı)
HALEP ORADA İSE ARŞIN BURADA (22 Aralık 2016 - Perşembe)
"EMEKLİLİK NASIL GİDİYOR" ARİF BEY? (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ANEMURİUM (RÜZGARLI BURUN) (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
"PERDENİN ARDI PERDE" (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BATAN GEMİNİN HİKAYESİ ve BABA (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
ADAM OLMAK, AHLAK ve İKİ KURUŞLUK DEĞER (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
"BEN SENİ ATATÜRK´LE DÖVERİM" (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DÜRÜSTLÜK ve RÜZGARLI SOKAK (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EĞİTİM HAYATIN TA KENDİSİDİR (02 Haziran 2016 - Perşembe)
NANKÖRLÜK ve BİR HİKAYE (03 Mayıs 2016 - Salı)
ANNE OLMAK ve EDİSON (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
"ERDOĞAN GİTSİN" (21 Mart 2016 - Pazartesi)
DEĞİŞİM ve SOYADI MESELESİ (KÜKÜR - 4) (09 Mart 2016 - Çarşamba)
ÇÖP KAMYONU OLMAMAK/olmak (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
AÇIK OY, BİZ BİZE SAYIM (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
GENÇLİK YAŞLILIK ve ÖLÜM (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ESKİYİ ÖZLEMEK VE BAYRAM (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
ALPER DURU ANAOKULU ve İNADINA SEVGİ (06 Temmuz 2015 - Pazartesi)
21 BAŞÖRTÜLÜ VEKİL ve RAVZA KAVAKÇI (25 Haziran 2015 - Perşembe)
OYUM KİME (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
SİYASİLERİN UNUTULMAYAN GAFLARI (22 Mayıs 2015 - Cuma)
DOSTLUK VE AFFETMEK (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
POLİTİKA SİYASET VE AHLAK (05 Mayıs 2015 - Salı)
TANITIM VE ERDOĞAN SEVDALISI RABİA (23 Nisan 2015 - Perşembe)
8 HAZİRAN SABAHI "MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ" (18 Nisan 2015 - Cumartesi)
MERSİN`DE SİYASET (12 Nisan 2015 - Pazar)
MUHALEFET NE YAPAR? (02 Nisan 2015 - Perşembe)
"HALKIN VELİ`Sİ HAKKIN DELİSİ" (26 Mart 2015 - Perşembe)
TÜRKİYE DEYİNCE AKLA NE GELİR? (19 Mart 2015 - Perşembe)
DÜRÜST MÜSÜNÜZ? (06 Şubat 2015 - Cuma)
OSMANLICA YASAK MIYDI ACABA? (17 Aralık 2014 - Çarşamba)
ANAMUR’UN EN KÖTÜ YANI ANTALYA’YA DÖNÜŞÜ (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
MGK ve VESAYET REJİMİNE GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR (12 Kasım 2014 - Çarşamba)
YANDAŞLIK VE TARAFSIZLIK (03 Kasım 2014 - Pazartesi)
YENİ TÜRKİYE VE DAVUTOĞLU (16 Ekim 2014 - Perşembe)
KEŞKEK (16 Ekim 2014 - Perşembe)
İKİ GÜNDÜZ BİR GECE KÖYÜMDE (09 Eylül 2014 - Salı)
MUZ LİFİ BOZYAZI'DA HAYAT BULUYOR (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
SEVGİ VE BİR HİKAYE (12 Ağustos 2014 - Salı)
13 (ON ÜÇ) (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
BAYRAM VE KUR'ANA DAVET (20 Temmuz 2014 - Pazar)
BİR YAZAN ADAMI KAYBETTİK (08 Temmuz 2014 - Salı)
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
ANAMUR VE ANTALYA'DAN (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
ANAMUR VE ANTALYA'DA TRAFİK (17 Haziran 2014 - Salı)
"HAVA YOLU HALKIN YOLU" (08 Haziran 2014 - Pazar)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (05 Haziran 2014 - Perşembe)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (03 Haziran 2014 - Salı)
DR. MUSTAFA ERİM VE OSMANLI KAZASI ANAMUR (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3257
EURO
6.0572
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12