BARIŞ SÜRECİNİN BÖYLE İŞLEYİŞİNE ARTIK GÖNLÜM RAZI DEĞİL
“ BARIŞ MI? KAN MI?”
Tarih: 23.10.2014 08:31:41 / 974okunma / yorum
İsmet Kadıoğlu

“ isteyenler istemeyenler gibi bir ayırım yapılmasını asla istemiyorum ama barış süreci içerisinde herkes barıştan yana olmalı.”Satırlarıyla başlayan “BARIŞ MI? KAN MI?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Barış değil kan anlamı çıkmasın ama, artık barış sürecinin böyle işleyişine de gönlüm razı değil diyorum.

                                                           ***
Son olaylar gösterdi ki, PKK’nın çözüm süreci gibi bir derdi yok. Bunu sanırım hükümet biliyor. Onlar da hükümet tarafından bilindiğini biliyor.
***                                                                                                              
Şurası kesin, istediğiniz kadar Kürtçeye önem verin, isterseniz Türkiye’nin resmi dilini Kürtçe yapın, eğitim dilini Kürtçe olarak kabul edin, Öcalan’ı serbest bırakıp milletvekili yapın. Bunlarla PKK’yı memnun edemezsiniz.
***
Onlar; diğer Kürt bölgeleriyle birlikte bir Kürdistan devleti kurmak istiyorlar. Aslında bunu daha çok işgalci devletler istiyor. Bu düşüncenin önünde, Türk devleti ve Müslüman Kürtler olduğu için bunlara saldırıyorlar. PKK, bölgede tek başına Kürtlerin temsilcisi olmak istiyor. Son durumlara bakıldığında PKK,Kürtlerin zorla temsiliyetini almış gözüküyor.
 ***
Demokratik açılım süreci 2009’da Oslo`da PKK yöneticileri ile yapılan müzakerelerle başladı ve daha sonra, İmralı`ya kaydırılarak önemli bir yol alındı. Habur`dan eve dönüş anında, PKK şovu nedeniyle süreç yavaşladı;BDP`nin Diyarbakır`da toplanarak özerklik ilan etmesi, PKK`nın kanlı eylemleri ve Kürt siyasi hareketinin sorumsuz tutumu, demokratik açılım sürecinin de sonunu getirdi. Türkiye’nin bu en köklü meselesinin çözümünde mesafe alınamadı.Ama İmralı ile tekrar başlayan görüşmelerle, iki yıldır neredeyse tek bir kurşun atılmamıştır.
                                                          ***
Son olaylar gösteriyor ki, tekrar aynı noktaya geldik. Yine Kandil ve HDP, beklediği bahaneyi buldu, Kobani üzerinden çözüm sürecini sabote etmeye kalktı. KCK ve HDP`nin ayaklanma çağrısı üzerine PKK yeniden silaha sarıldı, 45 insanımız vahşice katledildi.
                                                          ***
Bölge devletleri, hatta Batılı ülkeler de artık bu oyuna bir şekilde dahil olmaya çalışıyor.Dış güçlerin teşviki, baskısı ve tehdidiyle Kandil, süreci bozmaya ve faturayı da hükümete çıkarmaya çalışıyor.  
                                                          ***
PKK ve HDP’nin 8 Ekim’deki ayaklanma denemesinin bir amacı, devlete ne kadar güçlü olduklarını; bir çağrıyla Türkiye’nin altını üstüne getirebileceklerini göstermek, böylece pazarlık güçlerini yükseltmekti. “Çözüm süreci bizim iki dudağımızın arasında. Taleplerimizi ciddiye alın, yoksa bu işin şakası yok” diye tehdit ettiler akıllarınca.
                                                           ***
Bu olaylardan sonra, hükümetin geçmiş dönemde PKK’nın bölgede yaptığı yasadışı faaliyetlere; kendilerine ait mahkeme kurmalar,haraç toplamalar, adam kaçırmalar, tehditler, şantajlar gibi olaylara gösterdiği toleransı azaltmalı, daha kararlı bir tutum takınmalıdır.
                                                           ***
Çözüm sürecinde hükümet verdiği her sözü yerine getirirken örgüt, verdiği hiçbir sözü yerine getirmemiştir. Sınırın dışına çıkmamıştır, çatışmaya devam etmiştir, silah bırakmamıştır. PKK daha çok örgütlenmiş, Kürtler arasında taban yaratmaya çalışmıştır. Örgüt zaman kazanarak, gücünü kentlere taşıdı. Bunun sonucu olarak daKobani’yi bahane ederek, Türk Bayrağını, okulları, kütüphaneleri, müzeleri, ambulansları ve Kızılay’ın kan araçlarını yakmışlardır.
                                                             ***
Demirtaş vatandaşlara soğukkanlı olma çağrısı yapıyor. Allah bilir bu davranışı karşılığı, teşekkür etmemizi bile bekliyordur. Taşla sopayla Molotofla öldürülen 45 insanın sorumluluğunu taşıyan adam, “Aman ne güzel, sokaklardan çekilme çağrısı yaptı” diye sevinmemizi, yaptıklarını unutmamızı bekliyor.Böyle bir şey asla olmayacaktır, suç işlemiştir,işlediği suçun siyasi bedelini, bir siyasetçi olarak ödeyecektir diyorum.
 ***
Bir parti liderinin ayaklanma çağrısı yapması; bu çağrı sonucu ülkenin felç olması, 45 kişinin hayatını kaybetmesi, ülkede iç çatışma çıkma tehlikesi belirmesi demokrasilerde kabul edilir bir şey değildir. Birde sıkılmadan  “Biz barışçı gösteri çağrısı yaptık, şiddetiprovokatörler yaptı” diyorlar.
                                                              ***
Kandil ve HDP el ele vermiş, yanına da bir takım solcu grupları almış, çözüm sürecini çökertmek için elinden geleni yapıyor. Kandil’in tek isteği statüydü. Sandık sonuçları, kamuoyu yoklamaları, çeşitli örgüt eylemlerine katılma oranları ortadaydı. Bu oranlarla PKK’nın, bırakın ayrı devlet ya da federasyonu; dayandıkları kitleden “otonom bölge statüsü” kararını çıkartmaları bile zordu. Görebildiğim kadarıyla, hükümet pazarlıklarda bunlara yanaşmadı, statü pazarlığı yapmadı. O yüzden de çözümün onlar için bir cazibesi kalmadı.
                                                            ***
İşte Kobani konusu bir umut olarak devreye girdi. Kandil bütün propaganda araçlarıyla bir algı operasyonu başlattı: Var gücüyle AK Parti Hükümeti’nin IŞİD’i destekleyerek Kürtlere ihanet ettiği propagandasına girişti ve çözüm süreci’nin kaderini Kobani’ye bağlayarak; “Kobani’de Kürtlere ihanet edenlerle Türkiye’de barış yapamayız” temasını işledi. Ve işte sonunda işi ayaklanma denemesine kadar götürdü. 
                                                             ***
Biz Türkiye’de PKK’yı korumalı mıyız ki, Kobani’de PKK’nın Suriye kolu olan, aynı zamanda Beşar Esad’ın da en önemli müttefiki olan PYD’yi koruyalım?   
                                                              ***

PKK, çözüm süreci içinden bölgesel bir iktidar çıkarmayı planlıyorsa, Kobani’ye bakıp, oradan Türkiye’ye kanton taşımak gibi bir hesabın içinde ise, yani ülkenin Türkü Kürdü can derdinde, PKK iktidar hesabında ise bu kabul edilemez. Hesabımız tutmazsa yıkar, yakarız, diyemez.
                                                              ***

Devletin zirvesinin dediği gibi, bizim için IŞİD de, PKK da aynıdır. Ancak bu durumda, çözüm süresini aynı şekilde bundan sonra sürdürmek imkansız gibi duruyor. Nitekim Demirtaş, “Bizim için IŞİD de, PKK da aynıdır diyorsun. IŞİD’le aynıysa görüşme o zaman. Niye bizi yoruyor, kendini yoruyorsun? Niye halkı kandırıyorsun?” dedi.
                                                             ***

Bundan anlayacağımız, Kobani gösterilerinden sonra çözüm sürecinin adı var, kendi yok oldu. Hükümette şimdiye kadar gösterdiği toleransı bırakıp bazı şeyleri görmeli. İsmet KADIOĞLU Ekim 2014

Yazarın Diğer Yazıları
KAPI ÇALAR ve KAPI ÇALMAZ (06 Ekim 2018 - Cumartesi)
EKONOMİK SAVAŞ-2 (14 Eylül 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ-1 (30 Ağustos 2018 - Perşembe)
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR ve BİLSEM (17 Ağustos 2018 - Cuma)
İP ve CHP (07 Ağustos 2018 - Salı)
YAĞMUR DAMLASI (28 Temmuz 2018 - Cumartesi)
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
MUTLU OLMAK İÇİN JAPONYA´YA MI GİDELİM? (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
"YIKIM İTTİFAKI"NA OY VERMEM (19 Haziran 2018 - Salı)
İKİ ATASÖZÜ ve BİR HİKAYE (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
MERSİN ÖĞRETMEN OKULU BULUŞMASI ve 50. YIL (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DOĞAL GAZ (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SİYASET ve 24 HAZİRAN SEÇİMİ (04 Mayıs 2018 - Cuma)
KLİMA ve MUZ SERASINDA DOĞALGAZ (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-2 (15 Nisan 2018 - Pazar)
KÖYDEKİ TAŞEVLER-1 (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
ISINMAK ve BİR ŞİİR (23 Mart 2018 - Cuma)
İLAN EDİLMEMİŞ PAYLAŞIM SAVAŞI (01 Mart 2018 - Perşembe)
KIZILELMA ÜLKÜSÜ (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE ÜSLUP (07 Şubat 2018 - Çarşamba)
KONUŞMA ADABI (ÜSLUP) (26 Ocak 2018 - Cuma)
ORTADOĞU-4 (İsrail nasıl kuruldu ve bugünü) (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
ORTADOĞU-3 (İdlib) (15 Aralık 2017 - Cuma)
ORTADOĞU-2 (Misak-ı Milli) (05 Aralık 2017 - Salı)
DOST DEDİĞİN KİMDİR? ((Temel´e mektup-3) (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
ANAMUR´DA DEĞİŞİM VAR MI? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
YORGUNLUĞUN ÇÖZÜMÜ NEDİR? (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET İNSAN HARCAMA SANATIDIR" (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
"METAL YORGUNLUĞU" (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
"SİYASET BARONLARI AK PARTİ´DE OLAMAZ" (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
KÖÇEK DEĞİL GÖÇEK veya GÖÇEN (15 Ağustos 2017 - Salı)
BABA--EVLAT ve DEDE (04 Ağustos 2017 - Cuma)
15 TEMMUZ 2016 DESTANI (21 Temmuz 2017 - Cuma)
ÇAM SAKIZI ÇOBAN ARMAĞANI YANDI KÜKÜR--6 (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
EKİZ GOCA ve FADİME NENE (23 Haziran 2017 - Cuma)
FİRMA: MİS AMASYA TUR PLAKA: 05 BB 575 (06 Haziran 2017 - Salı)
OSMAN GOCA (NAMIDİĞER KÖÇEK OSMAN) (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
ÖLÜM MELEĞİ (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ÖKSÜZÜN ÖYKÜSÜ (28 Nisan 2017 - Cuma)
TEŞEKKÜRLER ERDOĞAN ve BAHÇELİ (18 Nisan 2017 - Salı)
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ve OYUM (14 Nisan 2017 - Cuma)
16 NİSAN BEKLENTİSİ (08 Nisan 2017 - Cumartesi)
AVRUPA "EVET" İÇİN ÇALIŞIYOR (17 Mart 2017 - Cuma)
SELİNTİ ve OSMAN GOCA (09 Mart 2017 - Perşembe)
AK PARTİ MHP ve OYUMUN RENGİ (19 Şubat 2017 - Pazar)
TEŞEKKÜRLER MEHMET TÜRE ve MEHMET CABBAR (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KARAMAN BEY´İN KOYNU ve VARYEMEZ (10 Ocak 2017 - Salı)
HALEP ORADA İSE ARŞIN BURADA (22 Aralık 2016 - Perşembe)
"EMEKLİLİK NASIL GİDİYOR" ARİF BEY? (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ANEMURİUM (RÜZGARLI BURUN) (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
"PERDENİN ARDI PERDE" (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BATAN GEMİNİN HİKAYESİ ve BABA (01 Ekim 2016 - Cumartesi)
ADAM OLMAK, AHLAK ve İKİ KURUŞLUK DEĞER (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
"BEN SENİ ATATÜRK´LE DÖVERİM" (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DÜRÜSTLÜK ve RÜZGARLI SOKAK (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EĞİTİM HAYATIN TA KENDİSİDİR (02 Haziran 2016 - Perşembe)
NANKÖRLÜK ve BİR HİKAYE (03 Mayıs 2016 - Salı)
ANNE OLMAK ve EDİSON (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
"ERDOĞAN GİTSİN" (21 Mart 2016 - Pazartesi)
DEĞİŞİM ve SOYADI MESELESİ (KÜKÜR - 4) (09 Mart 2016 - Çarşamba)
ÇÖP KAMYONU OLMAMAK/olmak (13 Ağustos 2015 - Perşembe)
AÇIK OY, BİZ BİZE SAYIM (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
GENÇLİK YAŞLILIK ve ÖLÜM (20 Temmuz 2015 - Pazartesi)
ESKİYİ ÖZLEMEK VE BAYRAM (15 Temmuz 2015 - Çarşamba)
ALPER DURU ANAOKULU ve İNADINA SEVGİ (06 Temmuz 2015 - Pazartesi)
21 BAŞÖRTÜLÜ VEKİL ve RAVZA KAVAKÇI (25 Haziran 2015 - Perşembe)
OYUM KİME (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
SİYASİLERİN UNUTULMAYAN GAFLARI (22 Mayıs 2015 - Cuma)
DOSTLUK VE AFFETMEK (13 Mayıs 2015 - Çarşamba)
POLİTİKA SİYASET VE AHLAK (05 Mayıs 2015 - Salı)
TANITIM VE ERDOĞAN SEVDALISI RABİA (23 Nisan 2015 - Perşembe)
8 HAZİRAN SABAHI "MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ" (18 Nisan 2015 - Cumartesi)
MERSİN`DE SİYASET (12 Nisan 2015 - Pazar)
MUHALEFET NE YAPAR? (02 Nisan 2015 - Perşembe)
"HALKIN VELİ`Sİ HAKKIN DELİSİ" (26 Mart 2015 - Perşembe)
TÜRKİYE DEYİNCE AKLA NE GELİR? (19 Mart 2015 - Perşembe)
DÜRÜST MÜSÜNÜZ? (06 Şubat 2015 - Cuma)
OSMANLICA YASAK MIYDI ACABA? (17 Aralık 2014 - Çarşamba)
ANAMUR’UN EN KÖTÜ YANI ANTALYA’YA DÖNÜŞÜ (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
MGK ve VESAYET REJİMİNE GERİ Mİ DÖNÜLÜYOR (12 Kasım 2014 - Çarşamba)
YANDAŞLIK VE TARAFSIZLIK (03 Kasım 2014 - Pazartesi)
YENİ TÜRKİYE VE DAVUTOĞLU (16 Ekim 2014 - Perşembe)
KEŞKEK (16 Ekim 2014 - Perşembe)
İKİ GÜNDÜZ BİR GECE KÖYÜMDE (09 Eylül 2014 - Salı)
MUZ LİFİ BOZYAZI'DA HAYAT BULUYOR (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
SEVGİ VE BİR HİKAYE (12 Ağustos 2014 - Salı)
13 (ON ÜÇ) (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
BAYRAM VE KUR'ANA DAVET (20 Temmuz 2014 - Pazar)
BİR YAZAN ADAMI KAYBETTİK (08 Temmuz 2014 - Salı)
BUGÜNÜN RAMAZANLARI BİR BAŞKA (03 Temmuz 2014 - Perşembe)
ANAMUR VE ANTALYA'DAN (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
ANAMUR VE ANTALYA'DA TRAFİK (17 Haziran 2014 - Salı)
"HAVA YOLU HALKIN YOLU" (08 Haziran 2014 - Pazar)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (05 Haziran 2014 - Perşembe)
ANAMUR KÖYLERE HİZMET “37 KÖY ANAMUR” (03 Haziran 2014 - Salı)
DR. MUSTAFA ERİM VE OSMANLI KAZASI ANAMUR (26 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.6481
EURO
6.5039
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12