BARIŞ ÜZERİNE...
-
Tarih: 3.11.2015 19:10:04 / 749okunma / yorum
Gazi Mert (SOHBET KÖŞESİ)

BARIŞ ÜZERİNE…

Komşularımız Irak ve Suriye ve Mısır´da iç savaşlar nedeniyle kan gövdeyi götürüyor…

Gün geçmiyor ki; Kundaktaki çocuklar, anneler, babalar, yaşlı dedeler, nineler kardeş kurşunlarına hedef olmasın…

Geçtiğimiz yıllarda Suriye´de 2000´e yakın masum insan Kimyasal Gaz kullanılarak şehit edilmişti…

Yine geçtiğimiz yıllarda Mısır´da 1000´lerce kişi Adeviyye Meydanında keskin nişancıların nokta atışlarıyla şehit edilmişti.

Afganistan´da, Pakistan´da, Bosna-Hersekte…şehit edilen yüz binlerce masum insan…

Akan kan hep Müslüman kanı…

Birleşmiş Milletler, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin ve batı ülkeleri olayları ya tahrik ediyor ya da olaylar karşısında duyarsız kalıyor…

Bundan önceki yıllarda; Afganistan´da, Pakistan´da, Libya´da, Irak´ta, Mısır´da ve pek çok İslam ülkesinde neler olduğunu hepimiz biliyoruz…

Yıllar yılı İsrail, Filistinlilere kan kusturuyor…

Afganistan´da Müslüman kanı akmaya devam ediyor…

Ya Türkiye´mizin durumu?

Geçtiğimiz aylarda GEZİ olaylarını bahane ederek İhtilal Provası yapanlara alet olan on binlerce insanımız acaba komşularımızın durumunu görerek bu acıklı durumdan ders almıyorlar mı?

Ergenekon davaları… Balyoz davaları…1960 İhtilali…12 Eylül darbesi…28 Şubat Postmodern darbe, İşid, PKK, Paralel yapı…

1 Kasım erken seçim sonuçlarını aldığımız şu günlerde barış hakkında İslâm´ın görüşü Irak´ta, Libya´da, Mısır´da, Suriye´de ve dünyadaki yaşananlara ters düşüyor…

İslâm dininin insanları ulaştırmak istediği en önemli hedeflerden birisi barış içinde yaşamaktır.

İslâmiyet barış dinidir.

İslâm kelimesinin bir anlamı da barış halinde olmaktır.

Müslümanlığı benimseyen, İslâm´a inanan, İslâm´ın emirlerini yerine getirmek için çaba sarf eden kimseler; Her türlü şartlarda doğru bildiğine karar vermeli, önce Allah´la, sonra kendisiyle, en sonunda toplumla ve insanlıkla barış halinde olmalıdır.

--“Allah´a karşı barış halinde olmak” demek;

Onun gönderdiği emirleri tutmak, yasaklarından kaçınmak, Peygamberleri´ne, kitaplarına inanmak, onun gösterdiği yoldan yürümek demektir.

Allah´a inanan, onun emrettiği şekilde yaşayan, gönlünde Allah inancı olan insanlarla birlik olan, Allah dostlarına destek veren, Allah´a karşı barış halinde olan insandır.

--“Kendine karşı barış halinde olmak” demek;

Dengeli ve dürüst bir hayat sürmek demektir.

Allah´ın kendisine emanet olarak verdiği vücudunu; İçki-kumar gibi kötü alışkanlıklarla yıpratmamasının gerekliliğini bilmektir.

Ölçülü yaşayan, yapacağı görevin kutsallığına inanarak insanlarımızdan destek isteyen ve destekleyeceği kişilerde güven- inanç, dürüstlük arayan, doğruluk prensibinin kutsallığını kendi iç dünyasında yaşatan insan, kendine karşı barış halinde olan insanlardır.

--“İnsanlara karşı barış halinde olmak” demek;

Çevreye kötü örnek olabilecek davranışlardan kaçınmak, herhangi bir mevki ve makama geldiği veya getirildiği zaman topluma yararlı işler yapmak, devletten aldığı her kuruşun hakkını alın teriyle ödemek, lâyık olmadığı görevlere talip olmamaktır.

Bir göreve talip olacağı zaman yapabileceklerini vaat etmek, değişik vaatlerle işbaşına geldiği zaman dürüst-adil hareket etmek, insanlarla kardeş gibi yaşamaya çalışmak demektir.

Elinden, dilinden ve davranışlarından insanların emin olduğu kimse;

Dürüst, güvenilir, namuslu insandır.

Gönlünde vatan, millet, bayrak sevgisi yatan kimse;

İnsanlığa karşı barış halinde olan kimsedir.

Allah´ın emirlerine inanan ve hatta yönetime talip olan insan;

Yalancılık, sahtekârlık, rüşvet, yolsuzluk, karaborsa, zimmet, iltimas gibi halkımızın benimsemediği davranışlardan kaçınmalıdır.

Kin ve intikam, huzursuzluk, karamsarlık ve hırçınlık gibi zaaflardan kurtulmalı, herkesle barışık olmalıdır.

İç huzura ermek ve vicdanen huzurlu olmak ancak bu suretle mümkün olur.

Komşu ülkelerimizden Suriye´de, Irak ve Mısır´da yaşanan olaylar tamamen İslam´ın BARIŞ ölçülerine ters düşen bir durum…

Ülkemizde; 27 Mayıs 1960 ihtilâli,12 Eylül darbesi, 28 Şubat darbesi ve 28 Şubat kararları, Paralel yapının hücre faaliyetleri, PKK ve İşid  işbirlikçiliği BARIŞ adına gerçekten düşündürücü…

Aynı ülkenin insanları…

Bilmem ki barış bunun neresinde?

Müslümanların Müslüman olmayanlarla münasebetlerinde bile esas olan “BARIŞ”tır. İslâmiyet´te savaş, kan dökmek için değil, İslâmiyet´i tebliğ ve Müslümanların emniyetini sağlamak için yapılır.

“Asr-ı saadet” ve bunu takip eden “Hülefa-i Raşidîn” devirlerinde yapılan savaşların hepsi nefs-i müdafaa savaşlarıdır.

“Bedir”, “Unut”, “Hendek” ve diğerleri hep savunma savaşlarıdır.

Müslüman milletimizin tarihteki savaşları da bu espriye uygundur.

Niğbolu, Kosova ve Varna´dan İstiklâl Savaşımıza kadar bütün savaşlarımızda “meşru müdafaa” haklı sebebi vardır.

Malazgirt Zaferi´nden sonra mağlûp ordu ve kumandanına barış eli uzatılmış, İstanbul´un Fethi´nden sonra Bizans halkına milletimizin tarihi müsamahası sergilenmiş, 30 Ağustos Zaferi´nden sonra istilâcı ordunun kumandanına güler yüz gösterilmiştir.

Cenab-ı Allah Bakara Sûresi´nin 208. ayetinde inananlara sulh çağrısı yapmakta ve şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Hep birden barışa girin.”

“Sulh hayırdır” ayetinde ise, her işimizde “sulhu” tercih etmemiz bildirilmektedir.
Bu sebepte; “Yurtta ve cihanda sulh” dinimizin de emridir.

Yurtta ve cihanda sulh halinde olmak, güçlü bulunmaya bağlıdır.

Sulh ve sükûn istiyorsak, devlet olarak güçlü olmaya mecburuz.

“Güçlü devlet” olmak, dışarıdan yapılacak saldırılar için caydırıcı bir sebeptir.

İçerde ve dışarıda barış istiyorsak, “en güçlü” olmaya mecburuz.

“Gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayınız” ayeti bunu emreder.

“Düşmana düşmanın silâhı ile mukabele ediniz.” Hadis-i Şerifi bunu tavsiye buyurur.

Bu sebeple cephede de, cephe gerisinde de güçlü olmalı, sulh ve sükûnu sağlamak üzere her zaman hazırlıklı bulunmalıyız.

En etkili barış, kuvvetli olmaktır.

Barışı prensip edinen Peygamberimiz, yaşayışında hep sulh istemiş, fakat bunu sağlamak üzere hep savaşa hazır olmuştur.

Biz de Peygamberi örnek edinen bir millet olarak barışa talip olmalı, ancak bunu sağlamak üzere güçlü bulunmalıyız.

Zira inandığımız Müslümanlık, kendi iç dünyamızda da çevremize karşı da daima “BARIŞ” halinde olmamızı emreden bir dindir.

Biz Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik. Barış için savaşırken pek çok insanımız cephede kolunu, bacağını kaybetmiş, şehit düşmüştür.

Rus ordularının, Haçlı ordularının, Yunan ordularının yaptığı zulüm nesilden nesil´e anlatıla gelmiştir.

Öyleyse İslam ülkeleri içinde ve ülkemizdeki bu ayrılık niye?

Komşularımız Irak´ta, Suriye´de, Mısır´da bu ihtilâller, bu karışıklıklar niye?

Ya bizdeki karışıklıklar?

Yeni bir seçimden çıktık…

Artık millet olarak, siyasetçi olarak, insan olarak, cemiyet olarak, aile olarak toparlanmaya, birlik-beraberlik içinde, barış içinde yaşamaya mecburuz.

Kur´ân-ı Kerim´de;

“Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider,” buyrulmaktadır.

Yine:

“İnanmayanlar bile birbirlerine yardımcıdırlar… Şayet siz böyle yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar” buyruluyor…

Peygamberimiz de:

“Sakın benden sonra ihtilafa düşmeyiniz” buyuruyor.

Ayet ve Hadisler bizlere bir mesaj vermektedir.

Aklı başında olan herkes bir konuda karar verirken bu mesajları iyi düşünmesi lazımdır.

Dünya yürüyor…

Yürüyen ve ilerleyen dünyada düşmanca davranmak, barış halinde yaşamamak bizleri çağın ve ihtiyaçların gerisine götürecektir.

İslam Ülkeleri olarak, Türk Milleti olarak, iktidar ve muhalefet partileri olarak menfaatimiz ayrılıkta, kavgada değil, birleşmede ve barıştadır.

Bir seçim atmosferinden çıktığımız, 2015´li yılları yaşadığımız şu günlerde İslam Ülkeleri olarak her şeyin en doğrusunu yapmalı, vereceğimiz en doğru kararlarla ülkelerimizin geleceğini, kendi geleceğimizi, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini kendimiz belirlemeliyiz.

Hoşça kalınız.  

Anahtar Kelimeler: BARIŞ, ÜZERİNE
Yazarın Diğer Yazıları
İSLAMİYET BARIŞTAN YANADIR AMA… (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
KURBAN BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ... (20 Ağustos 2018 - Pazartesi)
YENİ SEÇİLECEK BELEDİYE BAŞKANINA ÖNERİ (21 Temmuz 2018 - Cumartesi)
RAMAZAN BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ… (14 Haziran 2018 - Perşembe)
GAZİ BABAM (07 Nisan 2018 - Cumartesi)
İSLAMDA KUTSAL SAYILAN ÜÇ AYLAR (30 Mart 2018 - Cuma)
GEÇMİŞTEN BİR ANI (16 Mart 2018 - Cuma)
BUGÜN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… (08 Mart 2018 - Perşembe)
ANAMURLU ŞEHİTLERİMİZ (06 Şubat 2018 - Salı)
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KORKULU RÜYALARI (20 Ocak 2018 - Cumartesi)
BİR YARIŞMANIN ARDINDAN... (20 Ekim 2017 - Cuma)
İSLAMDA İLK ANARŞİSTLER- (15 Ağustos 2017 - Salı)
ORUÇ ÜZERİNE... (28 Mayıs 2017 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (26 Mayıs 2017 - Cuma)
RAMAZAN AYI (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
BAHARIN MÜJDECİSİ; HIDRELLEZ BAYRAMI… (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ANI: İLKOKULA NASIL KAYDOLDUM? (22 Nisan 2017 - Cumartesi)
ÜÇ AYLARIN İSLAM ALEMİ İÇİN ÖNEMİ (29 Mart 2017 - Çarşamba)
DOĞUMUM İLE İLGİLİ BİR NOSTALJİ ( 2 ) (01 Mart 2017 - Çarşamba)
BARIŞA GİDEN YOL SEVGİDEN GEÇER (24 Ocak 2017 - Salı)
SİHİR VE SİHİRBAZLIK ÜZERİNE... (20 Aralık 2016 - Salı)
TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİNİN KAYNAĞI (27 Kasım 2016 - Pazar)
KAHRAMAN KADINLARIMIZ (12 Kasım 2016 - Cumartesi)
ANAMUR YAMAÇ PARAŞÜTÜNÜN ARDINDAN (24 Eylül 2016 - Cumartesi)
YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR… (17 Eylül 2016 - Cumartesi)
RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ (05 Haziran 2016 - Pazar)
GÜZELLER VE GÜZELLİKLER DİYARI: ANAMUR (29 Aralık 2015 - Salı)
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN... (15 Haziran 2015 - Pazartesi)
BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANMALIDIR (13 Haziran 2015 - Cumartesi)
TÜRKİYE TERÖR OLAYLARINI HAK ETMİYOR (09 Nisan 2015 - Perşembe)
DÜNYA GIDA GÜNÜ KUTLAMALARI (06 Mart 2015 - Cuma)
ZİL ÇALDI HAYDİ ÇOCUKLAR OKULA (07 Şubat 2015 - Cumartesi)
BİR ÖDEV BİR HİKAYE (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
ANAMUR’DAN KIBRIS’A BARIŞ SUYU (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İŞÇİ VE İŞVEREN HAKLARI... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
AKINCILAR VE AKINCILIK... (11 Kasım 2014 - Salı)
SAVAŞ VE BARIŞ ANLAYIŞIMIZ (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
GÜNDEMDEKİ OKUL : İMAM-HATİP LİSELERİ... (13 Eylül 2014 - Cumartesi)
OSMANLILARDA HUKUK SİSTEMİ (01 Ağustos 2014 - Cuma)
SEVGİLİ VEDAT ÇELİKBAŞ’IN ARDINDAN... (10 Temmuz 2014 - Perşembe)
ORUÇ ÜZERİNE... (06 Temmuz 2014 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
KIZLARIN EĞİTİMİNE İSLAMIN BAKIŞI (23 Mayıs 2014 - Cuma)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.4625
EURO
6.1622
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12