27 MAYIS 1960 İHTİLALİNİ BİR DE BENDEN DİNLEYİNİZ
Tarih: 26.5.2015 20:53:56 / 1332okunma / yorum
Gazi Mert (SOHBET KÖŞESİ)

27 MAYIS 1960 İHTİLALİNİ BİR DE BENDEN DİNLEYİNİZ

1960 ihtilâl’inde Adana’daydım.

İhtilâl’den 1 yıl önce rahmetli sayın Adnan Menderes Adana’ya gelmişti.

Henüz orta ikinci sınıftaydım.

Sayın Adnan Menderes’in Adana’ya gelişi adeta olay olmuştu.

Bütün Adanalılar sokağa dökülmüştü. Sanırım bir tatil günüydü. Ben de halkın arasındaydım.

Tesadüfen konuşma yapacağı kürsünün yakınında bir yerdeydim. Büyük bir kalabalık eşliğinde tam önümden geçerken herkesin yaptığı gibi ben de elini öpmek istemiştim. Elimi uzatmıştım, o da elini uzatmıştı…

Parmaklarımızın birbirine temas etmesiyle birlikte göz göze gelmiştik.

O sırada başka ve güçlü ellerin araya girmesiyle maalesef elini öpmek nasip olmamıştı.

Ancak o sarışın görünümlü, hafifçe büyük burunlu, yüzünde çok hafif çilleri bulunan, saçlarını geriye doğru taramış olan o dönemin başbakanı sayın Adnan Menderesin elini öpmek nasip olmamıştı.

Sonraki yıllarda kendisini idam sehpasında görünce ağladım, ağladım, ağladım…

İhtilal günlerinde tuttuğum “GÜNLÜĞÜM”e

şöyle yazmışım;

“27 Mayıs 1960 İhtilalini bilmeyenler Türkiye’de hiçbir konuda söz sahibi olmamalıdırlar…”

Aynen bu cümleleri yazmıştım…

Bu cümlenin anlamını şimdi daha iyi anlıyorum…

Aradan 50 yıl geçtikten sonra…

2008’li yıllarda Televizyonda bir dizi izlemiştim…

Dizinin adı “Hatırla Sevgili” idi…

Hatırla Sevgili dizisi, 1960-1970’li yılları anlatıyordu…

Diziyi sevgili Tomris Giritlioğlu yönetiyordu…

Eğer “Hatırla Sevgili” dizisi olmasaydı kendilerinden ülkenin geleceği için çok şeyler beklediğimiz  gençlerimizin hiç biri 27 mayıs dramının farkına bile varamayacaktı…

Dizi gerçekten görülmeye değerdi…

Günlüğümdeki notlarıma bakıyorum; Gerçekten benim Adana’da okuduğum yıllarda meydana gelen 27 Mayıs ihtilali bir dramdı…

Nasıl mı ?..

İşte sizlerle paylaşmak istediğim, o dönemlerde GÜNLÜĞÜM’de yazdıklarım:

“27 Mayıs 1960 günü bir askeri darbe olmuştu…

Gerekçe olarak ileri sürülen Demokrat Partinin memleketi bir baskı rejimine doğru götürdüğü idi…

Kardeş kavgalarından söz ediliyordu…

Bu gerekçeleri ileri süren bir grup subay Türk Silahlı kuvvetlerinde yıllardır devam ede gelen emir ve komuta zincirini dikkate almadan, Genel Kurmay başkanının haberi yokken bu darbeyi gerçekleştirmişti…

Öyle ki İhtilalden sonra koskoca genel kurmay başkanımız  sayın Rüştü Eldelhun paşamızın rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilmiş, Yassıada’da yargılanarak idama mahkum edilmişti…

Türk Silahlı Kuvvetlerinin adı kullanılarak böyle bir ihtilal,böyle bir darbe olabilir miydi?

Olmuştu…

Genel Kurmay başkanının suçu; Meşru hükümeti  devirmek isteyenlere yardımcı olmamaktı…

Böyle bir suçlama olabilir miydi?

Olmuştu…

İhtilali yapanlar 37 subaydan oluşun Milli Birlik Komitesini kurmuşlardı…

3’üncü ordu komutanı Orgeneral  sayın Ragıp Gümüşpala; Darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara’ya yürüyüp isyancıları yok edeceğini söylemişti…

Gerçekten darbeciler arasında Orgeneral rütbesinde kimse yoktu…

Sayın Gümüşpala’nın bu tehdidi üzerine daha önceden emekli olan ve darbeden haberi olmayan sayın Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesinin başına getirilmişti…

Darbenin sonunda başta Cumhurbaşkanı sayın Celal Bayar, Başbakan sayın Adnan Menderes, Genelkurmay başkanı Orgeneral sayın Rüştü Erdelhun,Kore Gazisi sayın Tahsin Yazıcı olmak üzere birçok Demokrat parti milletvekili tutuklanmıştı…

Ülke genelinde de Cumhuriyet Halk Partililerin ihbarı üzerine binlerce sivil kişi tutuklanmıştı…

150 bin kişi hakkında ihbar yapılmıştı…

Hemen-hemen bütün demokrat parti yerel yöneticileri de tutuklanmıştı…

Yassıada mahkemelerinde 14 Demokrat Partili idama mahkum edilmişti…

Bunlar;

Sayın Celal Bayar, sayın Adnan Menderes, sayın Fatin Rüştü Zorlu, sayın Hasan Polatkan, sayın Refik Koraltan, sayın Agah Erozan, sayın İbrahim Kirazoğlu, sayın Bahadır Dülger, sayın Hamdi Sancar, sayın Nusret Kirişcioğlu, sayın Emin Kalafat, sayın Baha Akşit, sayın Osman Kavrakoğlu, sayın Zeki Erataman idi…

Bu idama mahkum edilenlerden sayın Adnan Menderes, sayın Fatin Rüştü Zorlu, sayın Hasan Polatkan idam edilerek öldürülmüştü…

Diğer ölüm cezaları müebbet hapse çevrilmişti…

Yassıada mahkemeleri sırasında 6 Demokrat Partili milletvekili Yassıada’da ölmüştü…

Bunlar da şunlardı;

Sayın Yusuf Selman, sayın Lutfi Kırdar, sayın Gazi Yiğitbaşı, sayın Yümni Üresir, sayın Nuri Yamut ve sayın Kemal Yılmaz…

Eski Konya valisi sayın Cemil Kafesoğlu da Yassıada’da intihar ederek vefat etmişti…

Bu arada 47 Demokrat Parti milletvekili berat etmişti…

143 Demokrat Partili 4 yıl 2 ay,117 kişi 5 yıl,15 kişi 6 yıl,5 kişi 7 yıl,2 kişi 8 yıl,17 kişi 10 yıl,3 kişi 15 yıl,1 kişi 20 yıl,30 kişi müebbet hapse mahkûm edilmişti…”

İşte GÜNLÜĞÜM’den aldığım cümleler…

Peki bütün bunların dolu-dolu geçen hayat hikayemle ne ilgisi var?

Söyleyelim;

Öyle bir ilgisi var ki…

İşte o ilgi, o zamanlarda günlüğüme yazdığım şu cümlenin içeriğinde gizlidir;

“27 mayısı bilmeyenler Türkiye’de söz sahibi olamazlar…”

İşte bu sözüm üzerine 27 Mayıs darbesiyle ilgili günlüğüme yansıyanları sizlerle paylaşmak istedim…

27 Mayıs darbesi aile olarak bizi de büyük sıkıntıya sokmuştu…

Çocukluk yıllarımda anlattığım şekliyle bizim yaylamız Tersakan diğer adıyla “Çok oluk” yaylasıdır.

“Günlüğüm”e yansıyan bilgilere göre;

İhtilal Mayıs ayının 27’sinde yani biz yayladayken olmuştu…

Bizim bir radyomuz vardı…

O devirde televizyon da yoktu, herkesin evinde radyo da yoktu…

İhtilali babamla birlikte radyomuzdan dinlemiştim…

Ülke genelinde tutuklamaların başladığını da radyodan öğrenmiştik…

Babam ileriyi görebilen bir kimseydi…

Anamur’dan yani sahilden gelen haberler de iç açıcı değildi…

Anamur’da da bazı tutuklamaların olduğu haberi geliyordu…

Ben o zaman Adana İmam Hatip Lisesinde öğrenciydim ve 15 yaşlarında idim…

Yaz tatili sebebiyle yaylada babamgillerin yanında idim…

Babam askeri malülü idi. Bir kolunu cephede kaybetmişti…

Tek koluyla yaşantısını sürdürürken Anamur’a özellikle Bozyazı’ya büyük hizmetler etmişti…

Yaklaşık 60 kilometrelik yayla yolunu yaptırmış, Bozyazı’da yıkılan karakolun yenisini yaptırmış, Köyüne cami ve Kur’an Kursu yaptırmış ilerleyen yıllarda ben Anamur Lisesinde öğretmenken 1972 yılında da köyüne İlkokul yaptırmıştı…

20 Şubat 1972 yılında babamın yaptırdığı Denizciler İlkokulunun açılışında ben de bulunmuştum…

Anamur Kaymakamı sayın  Fahri Görgülü ilçeye yeni atanmıştı… Babamın hizmetlerini kendisinden önce gelen kaymakamdan duymuş olmalı ki okulun açılış töreninde babamın önceki hizmetlerini de öğen çok güzel bir konuşma yapmıştı…

İçel Milli Eğitim müdürü sayın  Ali Güleç de açılıştaydı…

O da  okulun yapılmasında babamın gösterdiği gayretlerden bahsederek bu okulun adının Ahmet Mert ilkokulu  olduğunu söylemiş bir gün sonra yayımlanan yerel gazetelerde : “HACI AHMET MERT TARAFINDAN YAPTIRILAN BEŞ DERSLİKLİ DENİZCİLER İLKOKULU AÇILDI” diye yazmıştı…(Belgeler:Belge no:3)

Açılan okula babamın adı verilmişti…

Açılışta İçel Bayındırlık müdürü sayın Mürteza Akpolat da  vardı…O da konuşmasında  hiç devlet desteği olmadan yaptırılan İlkokulun Mersin ilçeleri içinde örnek bir ilkokul olduğunu belirtmiş ve babamı tebrik etmişti…

Anamur Belediye başkanı sayın Nuri Sinanoğlu, İlköğretim müdürü sayın Nihat Uğur, Halk Eğitim müdürü sayın Mehmet Tevfik Kaya ve 100’lerce vatandaşın katılımıyla babamın yaptırdığı Denizciler İlkokulu açılmıştı…

Yetkililerin onca ısrarına rağmen  babam adını okula verdirmemişti…

Nedenini soranlara da; “Mürailik olur…”

demişti…

1960 İhtilalinden sonra babamın yaptığı bunca hizmetlere rağmen Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetinde olan adları “GÜNLÜĞÜM”de yazılı fakat buraya almayı uygun bulmadığım malum kişiler tarafından “DEMOKRAT PARTİLİDİR…”diye askeri yetkililere  şikayet edilmiş…

Bu şikayet dilekçesi üzerine 1960 ihtilalinin 2’inci ayında yani Temmuz ayında tutuklamak üzere Bozyazı’da babamı aramışlar…

Yaylaya gittiğini öğrenince  başta o devrin garnizon komutanı olmak üzere Kaymakam, Anamur ve Bozyazı jandarma komutanları,6 tane silahlı jandarma  2 askeri jeeple tutuklamak üzere yaylaya babamın yanına gelmişlerdi…

Garnizon komutanı yanındakilere tutuklamak üzere gidecekleri kimsenin kim olduğunu söylememiş olmalı ki yayladaki evin önünden jeep’ten indikleri zaman komutanın emriyle jandarmalar evi sarmışlar ve silahlarının ucunu eve doğrultarak mevzii almışlardı…

Bir öğleden sonra benim de evde babamın yanında bulunduğum bir sırada kapı çalınmıştı…

Kapıyı babam açmıştı…Babamın yüksek sesle:            “-Oooo.Kaymakam bey oğlum,komutanlar…Hoş geldiniz…”dediğini duyunca ben de dışarı çıkmıştım…

Bir de baktım ardıç ağaçlarının arasında askerler mevzii almış…

Babam güneydoğuda askerlikte jandarmalık yapmıştı ve jandarmanın görevlerinin ne olduğunu da çok iyi biliyordu…

Olayı saniyede kavramıştı ve  askerlere hitaben :                     “-Oğlum.Uzak yerden geldiniz…Gelin elinizi yüzünüzü bir yıkmayın…Soluklanın …”demişti…

Babamın bir komutan edasıyla söylediği bu sözler etkisini göstermiş ve asıl komutanlarını dinlemeyen askerler silahlarını ellerine alarak evin önünde toplanmışlardı…

Garnizon komutanı İhtilalden sonra ilçeye yeni atanmıştı ve babamı  tanımıyordu…

Kaymakamla Anamur, Bozyazı jandarma komutanları babamı önceden tanıyorlardı…

Sanırım jandarmalar da tanıyordu…

Çünkü Bozyazı’nın yıkılan karakolunu babam yaptırmıştı ve Anamur’a maaş almaya gittiğinde zaman-zaman Anamur jandarma komutanlığına da uğruyor, onları ziyaret ediyordu…

Bu ziyaretlerde de eli boş gitmiyor ve jandarmalara hediyeler götürüyordu…

Anamur’dan döndükten sonra Jandarmaları ziyaret ettiğini bize anlatıyordu…

Hatırlıyorum Garnizon komutanı askerlere bir şeyler söyleyecek olmuştu da kaymakam komutanın elinden tutmuş şöyle aşağıya doğru çekmişti…

Radyodan dinlediğimize göre ülke genelinde sorgusuz sualsiz tutuklamalar yapılıyor, tutuklananlar uzun süre mahkemeye çıkarılmıyordu…

Ben çok endişeliydim…

Babam ise çok rahattı…

4-5 saatte zor gelinen bir yolculuktan sonra Garnizon komutanın dışındakiler ellerini yüzlerini yıkayıp rahatlamışlardı…

Komutan yerinde duramıyor, bir oraya bir buraya gidip geliyordu…

Yine babamın sesi duyulmuştu;

“-Komutan…Niçin geldiğinizi biliyorum….Ancak bizde bir adet var…Yemek yemeden misafir gönderilmez…Hele yemeğimizi bir yiyelim…Gerisi kolay…”demişti…

Komutan dışarılarda gezine dursun annem çok güzel yemekler hazırlamıştı…

Annem yemek konusunda çok deneyimli idi…Soframızdan hiç misafirimiz eksik olmazdı…

Mercimek çorbası, patates kızartması, gölevez, cacık,bulgur pilavı,salata,yufka ekmek ve karpuz’dan oluşan 2 ayrı sofra hazırlamıştık, birine askerler oturmuştu,diğerine misafirler…

Komutan da ister istemez yemeğe oturmuştu…

Ben hizmet ediyordum… Babam da yemeğe oturmuştu…

Kısa bir sessizlikten sonra komutanın sesi duyulmuştu ve babama hitaben; “Sen ağa mısın?” diye sormuştu…

Babamdan önce Kaymakam söze karışmıştı: “Komutanım… Ahmet ağa doğudaki ağalar gibi öyle köyleri olan bir ağa değil…Onun ağalığı bey anlamına gelen bir ağalık…”

Yine derin bir sessizlik olmuştu…

Komutan yine gür bir sesle: “Sen Demokrat Partiliymişsin doğru mu?”demişti…

Bu defa babam söz almış ve demişti ki; “Evet ben Demokrat partiliyim…

Niçin Demokrat partiliyim biliyor musunuz?”

Konuşmuş… Konuşmuş… Konuşmuştu…

Komutan: “Biz seni tutuklamaya geldik biliyor musun?   “demişti…

Tutuklamaya geldiği kişinin babam olduğunu bilmeden geldiğini sandığım Kaymakam demişti ki:

“Komutan… Biz Ahmet ağayı tutuklarsak yolda giderken dağlar üstümüze yıkılır…”demişti…

Komutan endişeli bir şekilde babama dönerek; “Sen eşkıya mısın? Adamların dağı üstümüze mi yıkacak?..”demişti…

Karakolu yapılan Bozyazı jandarma komutanı dayanamayıp söz almıştı…

Rütbece Garnizon komutanından küçüktü ama yaşca büyüktü…

“Komutan…Komutan…Karşındaki şahıs kolunun birini bu ülke için savaşırken cephede kaybetmiş…Görüyorsun…Ben Demokrat partiliyim diyor…Kıvırmıyor…Yalan söylemiyor…

Tutuklayacak başka birini bulamadın da bizi Ahmet ağa için mi getirdin?

Giderken dağlar üstümüze yıkılır amma bunun yaptırdığı yoldan gittiğimiz için yıkılır…”demişti…

Garnizon Komutanı susmuştu…

Kahvelerini yudumlarken de kimseden ses çıkmıyordu…

Yemeğe otururken postallarını bile çıkarmayan Garnizon komutanı ayağa kalkmıştı…

Yanındakilere hiçbir şey söylemeden askerlere seslenmişti; “Toplanın gidiyoruz…”

Vedalaşıp vedalaşmadıklarını bilemiyorum…

O anda yolda yemeleri için bahçeden üzüm.elma,armut toplamaya gitmiştim…

2 ayrı sepete koyduğum meyveleri yıkamış araçlara koymuştum…

Babamı tutuklamadan gitmişlerdi ama Anamur’da çok kişi tutuklanmıştı…

İşte benim ailem için 27 Mayıs 1960’ta böyle olumsuzluklar da yaşanmıştı…

...Ve Türkiye genelinde neler olmuştu neler...

(devamı için bakınız . gazimert.com . HAYAT HİKAYEM-1)

Hoşça kalınız.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
İSLAMİYET BARIŞTAN YANADIR AMA… (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
KURBAN BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ... (20 Ağustos 2018 - Pazartesi)
YENİ SEÇİLECEK BELEDİYE BAŞKANINA ÖNERİ (21 Temmuz 2018 - Cumartesi)
RAMAZAN BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ… (14 Haziran 2018 - Perşembe)
GAZİ BABAM (07 Nisan 2018 - Cumartesi)
İSLAMDA KUTSAL SAYILAN ÜÇ AYLAR (30 Mart 2018 - Cuma)
GEÇMİŞTEN BİR ANI (16 Mart 2018 - Cuma)
BUGÜN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… (08 Mart 2018 - Perşembe)
ANAMURLU ŞEHİTLERİMİZ (06 Şubat 2018 - Salı)
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KORKULU RÜYALARI (20 Ocak 2018 - Cumartesi)
BİR YARIŞMANIN ARDINDAN... (20 Ekim 2017 - Cuma)
İSLAMDA İLK ANARŞİSTLER- (15 Ağustos 2017 - Salı)
ORUÇ ÜZERİNE... (28 Mayıs 2017 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (26 Mayıs 2017 - Cuma)
RAMAZAN AYI (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
BAHARIN MÜJDECİSİ; HIDRELLEZ BAYRAMI… (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BİR ANI: İLKOKULA NASIL KAYDOLDUM? (22 Nisan 2017 - Cumartesi)
ÜÇ AYLARIN İSLAM ALEMİ İÇİN ÖNEMİ (29 Mart 2017 - Çarşamba)
DOĞUMUM İLE İLGİLİ BİR NOSTALJİ ( 2 ) (01 Mart 2017 - Çarşamba)
BARIŞA GİDEN YOL SEVGİDEN GEÇER (24 Ocak 2017 - Salı)
SİHİR VE SİHİRBAZLIK ÜZERİNE... (20 Aralık 2016 - Salı)
TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİNİN KAYNAĞI (27 Kasım 2016 - Pazar)
KAHRAMAN KADINLARIMIZ (12 Kasım 2016 - Cumartesi)
ANAMUR YAMAÇ PARAŞÜTÜNÜN ARDINDAN (24 Eylül 2016 - Cumartesi)
YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLIYOR… (17 Eylül 2016 - Cumartesi)
RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ (05 Haziran 2016 - Pazar)
GÜZELLER VE GÜZELLİKLER DİYARI: ANAMUR (29 Aralık 2015 - Salı)
BARIŞ ÜZERİNE... (03 Kasım 2015 - Salı)
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SONA ERERKEN... (15 Haziran 2015 - Pazartesi)
BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANMALIDIR (13 Haziran 2015 - Cumartesi)
TÜRKİYE TERÖR OLAYLARINI HAK ETMİYOR (09 Nisan 2015 - Perşembe)
DÜNYA GIDA GÜNÜ KUTLAMALARI (06 Mart 2015 - Cuma)
ZİL ÇALDI HAYDİ ÇOCUKLAR OKULA (07 Şubat 2015 - Cumartesi)
BİR ÖDEV BİR HİKAYE (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
ANAMUR’DAN KIBRIS’A BARIŞ SUYU (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
İŞÇİ VE İŞVEREN HAKLARI... (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
AKINCILAR VE AKINCILIK... (11 Kasım 2014 - Salı)
SAVAŞ VE BARIŞ ANLAYIŞIMIZ (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
GÜNDEMDEKİ OKUL : İMAM-HATİP LİSELERİ... (13 Eylül 2014 - Cumartesi)
OSMANLILARDA HUKUK SİSTEMİ (01 Ağustos 2014 - Cuma)
SEVGİLİ VEDAT ÇELİKBAŞ’IN ARDINDAN... (10 Temmuz 2014 - Perşembe)
ORUÇ ÜZERİNE... (06 Temmuz 2014 - Pazar)
RAMAZANA GİRERKEN... (28 Haziran 2014 - Cumartesi)
KIZLARIN EĞİTİMİNE İSLAMIN BAKIŞI (23 Mayıs 2014 - Cuma)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.4625
EURO
6.1622
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12