2015 seçimi Siyasi Partiler ve Reis-i Cumhur-2
2015 seçimi Siyasi Partiler ve Reis-i Cumhur-2
Tarih: 9.6.2015 11:58:19 / 3494okunma / yorum
Mithat Ünal- KIRIK KALEM

Her zaman savunduğum bir şey vardır. Milletin vekaletine talip olmak demek kendini canın pahasına bu emanete sahip çıkabilme yetisine sahip olmak demektir. 

2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğunda, herkes Recep Tayyip Erdoğanın uğradığı zulmü konuşuyordu. Yaşadığı baskıları, partisinin kapatılma sürecini…. Bırakın Falzilet Partisini, Refah Partisini, CHPli, MHPli si bile Bu kadarda olmaz. Demeye başlamıştı. Belki de Ak Partiyi bu kadar güçlendiren, Milletin içerisine işlenen bu merhamet ve şefkat duygusu olmuştu. 
Bunun yanında CHP ve MHPnin tıpkı şimdiki gibi halka somut ve uygulanabilir projeler üretememesi, ekonomik kriz ve Türkiye’nin iki de bir Uluslararası Para Fonu ya da daha çok bilinen kısaltmasıyla IMF (International Monetary Fund)  tarafından tehdit edilmesi ve kemer sıkma politikalarına maruz bırakılmaları, Ak Partinin ekmeğine yağ sürdü. 
Gerisi herkes tarafından malum.
Gün geçti Devran Döndü Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ‘Asıl olan Millettir. ‘ Sözü ile başbakan oldu. 
Onca yatırımlar yapıldı halen de devam edenler var, milletin aklında kalan, Anamız ağladı. Sayın Başbakan diyen Mersinli çiftçiye, Ananı da al git. Sözü oldu. Millet olur böyle şeyler; Başbakanda bir nefis taşıyor. O anda sinirlenmiştir. Dedi ve Ak Partiye olan güvenini arttırarak onayladığını sandıklarda belli etti.  Ve Süreç günümüze kadar geldi. 
Bana göre ise Ak Partinin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğanın yaptığı çok güzel şeyler de vardı. Fiziki projelerden öte, memurun, milletin memuru olduğunu, milletin ise parlamento dahil bu memurunun amiri olduğunu uygulamaları ile gösterdi. Bu çok önemliydi. Çünkü Toroslardan inen Ayşe Teyzeyi, Muz serasından çizmesi ile gelen Ahmet amcayı torunu yaşındaki memurlar fırçalıyorlardı. Adamcağız  derdini meramını anlatmak için nerdeyse masaların önünde el pençe duruyordu. Şimdi herkes haddini biliyor. 
Ama Mazlum Recep Tayyip Erdoğan, ilerleyen süreçte öfleli, agrasif, hırçın, kendi dediği olmazsa rest çeken tek kişilik fragmanına büründü. Yani 13 yıl önce kendisine yapılan uygulamaları şimdi kendisi karşısındakilere uygulama noktasına geldi. İçindeki insanlık ve merhamet duygusunu nefsinin gerginliği sarıp sarmaladı. Şu anda bu satırları yazarken eline geçip bu köşeyi okusa emin olun akıbetim hakkında tedirgin olur oldum. Sayın Cumhurbaşkanının bu ruh ve fiziki görünümden kurtulup, bir an önce bulunduğu makam gereği, halkın şefkat, merhamet ve sevgi kaynağı hüviyetini tesis etmesi lazım. 
Şimdi 400 milletvekili istiyor. 
Merak ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı olarak bu 400 milletvekilini hangi partiden istiyor?
Bu sakıncalı sorunun ardından şimdi gelelim partilerimizin durumuna
Ak Parti Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu, şu sıralar diğer partiler gibi aday listelerine son rötuşları veriyor. Şimdi herkes; Tıpkı bir meclis kararı gibi Ak Parti Milletvekili aday Listesini Sayın Cumhurbaşkanına onaylatacakmı, yoksa doğrudan Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu ile paylaşarak Seçim Kuruluna verecek mi?  Eğer Sayın Cumhurbaşkanı ile paylaşırsa, o zaman kimse kusura bakmasın, CHPnin de MHPnin de HADEPin de bu güne kadar söylediklerini kendisi onaylamış olur. 
Tabii ki MHP, CHP ve HDP başta olmak üzere seçime girecek tüm partiler, kendi adaylarını kendileri belirleyecek. Bu Partilerin Cumhurbaşkanına gitmelerine gerek yok. Ama kendilerine şu soruyu sormaları gerekir
Ak Parti neden bu kadar güçlendi?
Sadece İcraatlerin de mi, yoksa muhalif partiler olarak bu güçlenmeye kendilerinin de katkıları varmı?
Bana sorarsanız evet var. Ak Partinin bu denli güçlenmesinin en baştaki aktörleri, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu ve Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelidir. 
Neden mi?
Çok basit. Türk Milletinin asıl ruhunu okuyamıyorlar ve projelerini, milletin beklentilerinden uzak ruhsuz hazırlıyorlar. 
Hazırladıkları projelerin güzel yanlarını da halkla paylaşamıyorlar. Millete gülümseyemiyorlar. Halkın içerisine girdiklerinde tedirginlikleri yüzlerinden okunuyor. Samimiyetlerini sergileyemiyorlar. Eleştirilecekleri korkusu yüzlerinden okunuyor. Halka siz vermek yerine her doğruyu kendileri biliyor ve parti içi demokrasiyi çalıştıramıyorlar. 
Ak Parti Çalıştırıyormu yani? 
Hayır hayır Ak Parti çalıştırıyor anlamında söylemedim. Acizane Muhalefetin başarısız kaldığı noktaları halkla paylaşmak istedim. 
Muhalefetin bir kere kararlılığını ortaya koyması gerekir. Hedeflerini sadece meclisteki sandalyelerini korumak değil, ülkeyi demokrasi çerçevesinde,  şefkat, merhamet ve refah düzeyi yüksek mertebede tutmaları gerekir. 
Bakın HADEP ilk defa parti düzeyinde seçimlere giriyor. Eş Başkan Selahattin Demirtaş, bu konudaki kararlılığını açıkça ortaya koydu ve çalışmalarına parti olarak devam ettiriyor. Barajı geçer mi bilinmez ama iddialı olduklarını açıkça ortaya koydular. 
Bu seçim Türkiyenin bir anlamda kader seçimi olacak. Yani fiziki projeler yetmeyecek. Milletin geleceği memleketin geleceği, rotası belirlenecek. Hadi hayırlısı. Öfkeden, zulümden uzak, özgür fikirlerin tartışılabildiği, birlik beraberlik ve kardeşlik içerisinde, tek vatan, tek bayrak ve tek millet ekseninde bir seçim geçirmek dileği ile. 
Çünkü parçalanan milletlerin nasıl yurtlarının harap edildiğini, denizlerde boğulduklarını ve ölmek pahasına memleketlerini terk ettiklerini görüyoruz. 
Şimdi ne oldu?
6 Nisan 2015 günü yazdığım köşe yazısında,  Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir süreç yaşadığını ve demir parmaklıklar ardından Cumhurbaşkanlığına nasıl geldiğini yazmıştım. O günden bu yan da bu yazının üzerine bir yazı yazmadım. Elbette ki kendime göre sebebim vardı.
Şimdi ne oldu?
Evet bu yazının rövanşını şimdi yazıyorum.  Türkiye de bir çok yorumcu, benim yaklaşık 2,5 ay önce yazdığım yazının etrafında birleştiler. ‘Bu seçimin galibi de mağlubu da Recep Tayyip Erdoğandır.’ Dediler. Öyleydi, çünkü mazlumu yaşayan Erdoğan, güçlendikçe tavır değiştirmeye başladı. En başta tavrını kendi yol arkadaşlarına karşı koydu.  Zaman zaman haklı çıkışları ile partisinin ismindeki adalet yerine vicdanındaki Adaleti konuşturan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve yine yol arkadaşı kendisinden önceki Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile bir türlü yıldızı barışmadı. Yani parti içi fikirlere pek  açık olamadı.  Kendisine karşı tabiiyet derecesinde bağlı Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu Partinin başına getirdi ve Başbakan yaptı. Dikkat Ederseniz ne 327 milletvekilinin fikri soruldu, ne de parti kurmaylarının.  Davutoğlu daha hükümeti kurar kurmaz Bakanlar Kurulunu Beyaz Sarayda… pardon Ak Sarayda topladı.
Daha sonra çıktı ve dedi ki Ben geleneksel prosedüre uyan bir Cumhurbaşkanı olmayacağım.  Hükümeti istediğim zaman Ak Sarayda toplayacağım…
Kaç Ak saray var ki Türkiye de?...
Sayın Cumhurbaşkanının bu konuşmasının ardından bütün bakanların sıfatları karşısına yazılıp söylendi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun karşılığındaki ‘Başbakan’ sıfatı ise Türkiye Cumhuriyeti tarihinde darbelerin ardından ilk defa etkisizleştirildi.
Millet bunu fark etmedim mi?
İşte 7 Haziran sonuçları….
Millet tabiî ki fark etti. Ve Ak Parti üzerinden Cumhurbaşkanına ağır bir cevap verdi. Yoksa bu Millet Ak Partiyi benimsemiş, özümsemişti.
Açılım süreci, çözüm süreci, gezi olayları, Kobani tezkeresi, Suriye politikaları ve Cumhurbaşkanının tek düze tavırları 7 Haziranda Ak Partiyi iktidardan al aşağı etti.
Davutoğlu’nun zerre kadar suçu yok. Sevilen ve saygı duyulan bir kişi. Başarılı bir siyasetçi ama. Seçim sürecinde tam anlamı ile eli kolu bağlandı.
Erdoğan hiç karışmasaydı ne olurdu?
Emin olun Ak Parti tek başına yine iktidardı.
Bunu neden söylüyorum? Çünkü CHP’nin o kadar cazip vaatlerine rağmen millet Ak Parti’yi yine birinci parti yaptı. Ama mazlumun kahramanı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ben ne dersem o.’ Tavrı ile Anayasayı ve demokrasinin bütün kurumlarını al aşağı etti.
Bundan sonra ne olacak?
Muhtemelen bir erken seçim var. Ama muhalefetin Ak Parti ile bir koalisyon hükümeti kurması önemle gerekli. Hem memleket için hem de kendileri için. Zira eğer seçimden önceki söylemlere takılarak koalisyondan kaçarlarsa, Recep Tayyip Erdoğandan farkları kalmaz.
Koalisyon kurmalılar ki, Erdoğan’a Sen Cumhurun başkanısın. Bırak parlamentoyu, Yasamayı biz sürdürelim.’ Demeliler.
Cumhurbaşkanını sonuna kadar eleştirebilirim. Ama O benim Cumhurbaşkanım, hiçbir şekilde ötekileştirmem ve tereddütsüz saygımı da gösteririm.

Anahtar Kelimeler: 2015, seçimi, Siyasi, Partiler, ve, Reis-i, Cumhur-2
Yazarın Diğer Yazıları
Meşakkatler ve fark edilmeyenler (07 Aralık 2018 - Cuma)
Ah şu gazetecilik (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Vizyon, Yeterlilik ve Aday Adayları (21 Eylül 2018 - Cuma)
Fuar, Kriz, Anamur ve Çevremiz (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Büyük Mutluluklar ve Küçük Ayrıntılar (05 Eylül 2018 - Çarşamba)
Bayramı Hak Etmek (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Anamur İçin ise Evet (02 Ağustos 2018 - Perşembe)
Böyleyken Böyle Değil İşte (12 Temmuz 2018 - Perşembe)
24 Haziran Aritmetiği ve Yerel Seçim (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Anamur mu Tarsus mu, Yoksa İkisi de mi? (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Ramazan Bayramı ve Saltanat (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Lütfen Siyasi Söylemlerde Birleştirici Olun (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Siyasi Söylem ve Üslup (26 Nisan 2018 - Perşembe)
Erken Seçim ve Anamur Siyaseti (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Emperyalistlerin Psiko-Tuzakları (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Siyaset Şahsiyeti (06 Mart 2018 - Salı)
En Çok Kiminle Konuşuyoruz? (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
Çocuklarda Var Bu Hayatta (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Küçük Gerçeklerin Büyük Mutlulukları (14 Aralık 2017 - Perşembe)
İNSAN (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz (14 Kasım 2017 - Salı)
Siyaset Kavga Değil Hizmet Zeminidir (04 Kasım 2017 - Cumartesi)
Fuar, Vitrin ve Anamur (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Anamur da Fuarın Seyri ve Canan Hoca (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
Anamur´un Vitrini Birliktelik ve Fuar (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Dinimizdeki Sosyal Anlam Ve…. (29 Ağustos 2017 - Salı)
Muhammet´im Umut Verdi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Festival Amacına Böyle Ulaştı (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Okuyucularım En Vefalı Sizsiniz (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
DEMOKRASİ DUAMDIR (18 Temmuz 2017 - Salı)
Bayramı Hak Etmek (30 Haziran 2017 - Cuma)
Derya Gibi Öğretmen (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
Bir Haftada 4 Bayram… (02 Mayıs 2017 - Salı)
İçimizdeki Biz (23 Eylül 2016 - Cuma)
İşte Benim Milletim (08 Ağustos 2016 - Pazartesi)
En Büyük Darbe İftiradır (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
Kırmızı Gül…..Anamur (01 Mayıs 2016 - Pazar)
KADIN-ERKEK=İNSAN (07 Mart 2016 - Pazartesi)
Başkan Mehmet Türe ile Şehir Turu (29 Şubat 2016 - Pazartesi)
Yaşatmak ve öldürmek (26 Şubat 2016 - Cuma)
Ak Parti 1934 seçim sonuçları (20 Kasım 2015 - Cuma)
Festivale bir de bu gözden bakalım (01 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Bu yazıyı yazmam gerekiyor (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
2015 seçimi Siyasi Partiler ve Reis-i Cumhur (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ben ikna oldum (20 Mart 2015 - Cuma)
Domuz gribi kriz yönetimi ve paronaya (16 Mart 2015 - Pazartesi)
Aday Adayıma karışmayın lütfen (27 Şubat 2015 - Cuma)
Çocuktan al nasihati (15 Aralık 2014 - Pazartesi)
ANAMUR VE BÖLGEMİZ FUARA SAHİP ÇIKTI (20 Kasım 2014 - Perşembe)
İYİ Kİ VARSIN BABA (31 Ekim 2014 - Cuma)
Diyarbakırdan Anamur’a (24 Ekim 2014 - Cuma)
BELKİ MERAK EDERSİNİZ DİYE (22 Ekim 2014 - Çarşamba)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.4177
EURO
6.1310
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12