BOŞANMAYA GİDEN YOLDA BİZ!
Tarih: 8.10.2016 16:10:17 / 1452okunma / yorum
Hanife Mert

          Hiç kimse boşanmak için evlenmez!

     Beyaz gelinlik masumiyetin, saflığın, temizliğin simgesi. Kına ise; eskiler kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak, bir ömür boyu aşklarının devamını sağlamak amacı ile yapıldığını söyler. Kına gecesi dendiğinde aklıma “hüznün ve mutluluğun aynı anda yaşandığı gece” gelir. İroniktir ki hem ağlayıp hem de gülerek kutlama yaparız.

    Saf ve masum niyetlerle ideal bir koca, mükemmel bir eş olacağını, üstün vasıfları sayesinde baş tacı edileceğini umarak, çoğunlukla da severek-anlaşarak yuvalar kurulur.

     Niyetler güzel, başlangıçlar güzel. Peki ya sonra..? 

 Mutluluk coşkusu nasıl oluyor da bir anda huzursuzluk kabusuna, eşler bir anda kurt adama dönüşüveriyor? Akıl almaz yıpratma senaryoları icat ediliyor. Nasıl “aile” olarak adlandırılan kutlu bir kavram psikolojik bir savaş ortamında katlediliyor? Eşler birbirine öyle hoş olmayan davranışlar sergiliyor ki, yıllarca güzel geçinmiş iki insan günün birinde eşine “seni hiç tanıyamamışım” diyebiliyor. Evlilik sürecinde gerçekten de değişime uğruyoruz, yani mecburen değişmek zorunda bırakılıyoruz !.. Umduğunu bulamayanlar, hayal kırıklığına uğrayanlar, sonradan aklı başına gelenler, gözü açılanlar, rahatı sindiremeyenler…

       Evlilik bir ast üst ilişkisi değil, "DOST" ilişkisidir!

    Aile, kar amacı güden bir şirket değildir. Dolayısıyla eşler de birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışan yöneticiler değil. Bu bağlamda eşler bir elmanın iki yarısı gibi birbirini destekleyen birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Zira onlar kurulan yuvanın sürekliliğini sağlamak için bu uğurda birlikte  mücadele eden, sabır gösteren iki dost olmalı.

   Ailede huzurun temini ve devamlılığının sağlanması eşlerin, birbirini ast- üst olarak değil, candan bir dost olarak görmesi ile mümkün olacaktır. 

              Sevginin bittiği yerde şid-det başlar!

    Hiç şüphesiz bir aileyi ayakta tutan, onun uzun ömürlü mutlu ve huzurlu bir yuva olmasını sağlayan en önemli etken; eşlerin birbirine sevgiyle bakması ve sevgi ile bakan gözlerin birbirine güven duyması. Sevgi ve güvenin olduğu yerde saygı olmaz mı hiç..?

    Boşanmaların hızla arttığı günümüzde, sayıları az da olsa uzun yıllar mutlu bir şekilde evliliklerini sürdürmüş nice insanlar tanıyorum. Onlara uzun süren evliliğin sırrını sorduğumda aldığım yanıt şu; Yüreklerini sıcacık yapan ve hiç tüketemedikleri "sevgi", birbirlerine karşı duydukları "güven" ve "saygı" olduğudur. Bu üç sac ayağı devamında uzun süren bir evliliği beraberinde getirecektir…

   Sevginin açamadığı kapı var mıdır? Elbette yoktur. Günümüzde yaşanan en büyük zulümlerin, gözyaşının sebebi değil midir, sevgisizlik..?

   Buraya kadar güzel. Peki, birbirine deli divane olan, büyük bir aşkla severek evlenen eşleri çıkmaza sürükleyen ve boşanmaya kadar götüren sebep ne? Yanıt çok basit. Ekonomik, psikolojik, sosyolojik, felsefik… sebeplerin yanında bana göre en önemlisi; “Yüreklerinde var olan sevgiyi kurutmaları. Besleyip büyütememeleri, yok etmeleri... Şid-dete! kapı aralamaları.

    Bunun için sebep çok. Arayana bahane mi yok!

   Başkalarıyla kendini mukayese etmek, başkaları üzerinden kendi ilişkilerimizi yorumlamak ciddi bir mutsuzluk kaynağı aslında. Üzerinden yıllar geçse bile bu sebepler aile tarihi içerisinde dipdiri ayakta tutuluyor.

   Örnek mi? buyurun; yeni doğan çocuğa isim verme meselesi – kocanın bir süre işsiz kalması veya çalışma hayatının düzenli olmaması – doğum yaptığında bilezik alınmaması – eltiye daha ihtişamlı bir düğün yapılıp kaliteli eşyalar alınması – emekli olan kocanın evde ona-buna karışarak varlığını hissettirmesi – bazı kocaların ev işlerine yardım etmesi, kendi eşinin kaytarması – çocukların derslerine yardımcı olmama – gezdirmeme – sülaleden herhangi birini eleştirme – tasarrufa zorlama – dilediği eşyaları almasına izin vermeme vs. vs… 

    Geleneksel kültürümüzde erkek çocuklarımızı kızlardan farklı yetiştiririz. Anneler olarak onlara biraz daha esnek davranıp, isteklerini daha çok önemseyip, fedakarca yerine getiririz. Böyle bir ortamda yetişen erkek doğal olarak evinde eşinden de benzer ilgiyi alakayı bekleyecektir.  Sabah işe geç kalma telaşı içinde önüne doğru düzgün bir kahvaltı konmaması, İşten eve döndüğünde beklediği karşılamanın yapılmaması, kadının çok konuşuyor olması, kadının evde özensiz, çekicilikten uzak olduğu gibi mazeretler silsilesi...

 Daha buna benzer birçok konu alt alta toplanıp, çıkan sonuca “şiddetli geçimsizlik” adını veriyoruz. Tabii ki çok gezmek, çok tv seyretmek gibi gayrı ciddi olanların yanı sıra, aldatma gibi çok ciddi sebepler de şiddete sebep olabiliyor... 

     İster kavga gürültü devam etsin, ister boşanmayla sonuçlansın, sonunda olan çocuklara oluyor.  Halbuki çocuklar ne kadar çok seviliyordur! Evde her şey y olunda giderken çocuklar baş tacı, ayrılık söz konusu olunca birer ayak bağıdır.

    Ayrılık durumunda çocuklar iki şekilde kullanılmaya mahkumdurlar: Çocuğu hangi taraf almış ise, en kısa zamanda karşı tarafa nefret duymasını telkin etmek. İkincisi, yüreği cız etse de çocukları karşı tarafa terk edip , kendi yoksunluğunu hissettirerek kendi kıymetini bildirmeye çalışmak… Bu iki tavrın dengeli ve sağlıklı bir orta noktasını uygulayabilmek ne yazık ki pek mümkün olmuyor...

   Şüphesiz bir yuvanın kurulması kolay değildir. Tabiri caizse hani derler ya, dişiyle tırnağıyla kurulur. Belki çok uzun mücadelenin, sabrın, özverinin çok şeyden feragat etmenin, taviz vermenin eseri bir yuva...Temeli sevgi, saygı ve güven olmazsa olmazı bir ailenin. Bu üç sac ayağından biri yok olduğu zaman o temel çatırdamaya başlar. Saygı ve güven yok olduğu zaman da o evlilik bitmiş demektir. Bunun sonucu şiddet, aşağılamak, onur kırmak, gurur incitmek değildir, olmamalı. Medeni insanlar karşılıklı konuşarak bir sonuca bağlamalı. Korku, tehdit, kaba kuvvet insanın acizliğinin bir sonucudur...


Yuvanızdan sevgi, huzur, mutluluk eksik olmasın...

 

Muhabbetle,

Hanife Mert

 

 

 

Anahtar Kelimeler:
Yazarın Diğer Yazıları
HATIR ARTIK HATIRALARDA MI (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
Davetlisiniz (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
CEHENNEM SEVGİSİZ YÜREKLERDE YAŞANIR (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Çifte Mutluluk (10 Eylül 2017 - Pazar)
Utanmaktan Utanma (02 Mayıs 2017 - Salı)
Ye Kürküm Ye… (28 Mart 2017 - Salı)
ÇANAKKALE ZAFERİ (17 Mart 2017 - Cuma)
Kör Düğüm Gibi Sevgi (08 Mart 2017 - Çarşamba)
Kara tren türküsü / Hüzünlü hikayesi (25 Aralık 2016 - Pazar)
Son Pişmanlık Fayda Etmez (13 Ekim 2016 - Perşembe)
BOŞANMAYA GİDEN YOLDA BİZ! (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Kurban Bayramınız Kutlu Olsun (11 Eylül 2016 - Pazar)
Umudun Bittiği Yerdedir Ölüm (10 Eylül 2016 - Cumartesi)
İnsanın Yaratılış Gayesi (24 Haziran 2016 - Cuma)
Dünyanın Çivisi mi Çıktı? (25 Nisan 2016 - Pazartesi)
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ (17 Mart 2016 - Perşembe)
Kibir Hırs Kıskançlık (01 Mart 2016 - Salı)
YAŞAMAK HİÇ KOLAY DEĞİL (25 Şubat 2016 - Perşembe)
Değersizleştirilen değerlerimiz (23 Şubat 2016 - Salı)
Sözün Özü (15 Şubat 2016 - Pazartesi)
Sevginin Gücü (14 Şubat 2016 - Pazar)
Merhaba (04 Şubat 2016 - Perşembe)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3504
EURO
6.0839
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12